siradan bir gun
gune her zamanki gibi uykusuz basladik. koray ve ben. ali ile lale tastamam 11 saat uyumus ve bomba gibiydiler. apar topar sutlerini verdim, ictiler. biraz sonra bol tereyaginda iki kucuk domates, iki yumurtali menemenlerini yediler. mama sandalyelerinde ayaga kalkip kalkip beni sinir ettiler. istemedigim kadar cok bagiriyorum bu yuzden. herneyse, ogle yemegine kadar vakit gecirmek gerekiyordu. biraz oynadik sanirim, hatirlamiyorum. sonra ben kenara cekilip onlari izlemeye basladim. 11'e dogru dayanamadim, icim gecti salondaki koltukta. bi zaman sonra avcumda biseyler hissedip uyandim. izmarit. ali. ali avcuma izmarit sikistiriyordu. hala uyanmayan beynimde cocuklar? bahce? gibi sorular dondu. ayaga bi firladim ki bunlarin elinde bir marlboro light kutusu, her yerde tutun, kirik sigaralar, izmaritler, vs. hiii!! ali bahcede izmarit buldugunda bize getirir atalim diye. simdi de sigaralar izmarit haline geldikten sonra bana getirmeye karar vermis demek ki. soyle bi suratlari kontrol ettim, tutun filan yemediklerini gorunce rahatladim. boyle durumlarda bazen kizmamak zor oluyor. bu sefer kizmadim hic, orda uyuya kalmak benim sucum zaten. hemen supurdum yerleri. gecenlerde yarim kavanoz tuzu yere bosalttiklarinda iki dakika oynayip dagitmalarina izin vermistim. onda kizdim cunku taa himalayalardan gelen tuza yazik olmustu. bahane oldugundan degil de, tutamadim kendimi. gene bir sekerlemeden uyanip lalenin duvarlarindan birini kara kalem cizigi icinde bulunca da kizmamistim. hatta aksam ali babasina cizikleri gosterip gururla "mooyy" dediginde koray "niet mooi" dedi diye koray'a kizdiydim. elimden geleni yapmaya calisiyorum genelde. ama asabi bi insan oldugumdan elimden cok fazlasi gelmiyor.
ogle yemegi cok sorunlu gecti. lale iki dilim peynir disinda bisey yemedi, sutunu icmedi, ali de yarisi nutellali olmak uzere bir dilim ekmek yedi sadece. sinirlendim. peynir surdugum ekmekler yuzustu yere atildi diye bagirdim. sandalyede ayaga kalktilar diye bir seferinde bogazim yirtilircasina bagirdim. korktular. sasirdilar. bu ise kesin cozum lazim.
ogleden sonra neyse ki hep beraber uzun uzun uyuduk. 3'te kalkip apar topar doktor randevumuza yetistik. bekleme salonundaki oyuncaklar bi elden gecti. kocaman iki tane oyuncak bebegi yanyana gorunce lale "bebeee bebeeee" diye bagirarak onlari kucakladi. ali okul otobusune plastik tencere kapaklarini yukledi, sonra sallanan "ceylana" bindi. siramiz gelince doktora lalenin agzinin etrafindaki kirmizi noktalari gosterdim. tahris dedi doktor. daha artarsa diye mantar kremi yazdi. eczanede kremi beklerken ali lalenin sallanan atta sallanmasina yardim ederek siradaki adamin birini guldurdu, bunun ustune utanip kucagima cikti. eve donduk. hava fena degildi. iki salkim uzum, dilimlenmis bir kivi alip cocuklari bisiklete yukledim. gezinerek onlari yedik. plaja gitmeye karar verdim. tekrar eve ugrayip kova kurek tirmik gibi kum ekipmani alip plaja yollandik. bisikletle 10 dakikada varilabiliyor, niye daha once aklima gelmemisti bilmiyorum. ali plajda anadan uryan kosusturan cocuklari gorunce ayakkabi ve coraplarini cikartma talebinde bulundu. cikarttik, bu sefer de kirik deniz kabuklari ayaklarina battigi icin gezinemedi. lale hemen kolami doktu. deniz kabugu topladik. top oynadik. ayaklarimi kuma gomup ayak bulmaca oynadik. kuslara, kopeklere baktik. eve geldik. sorunlu bir aksam yemegi yendi. az yendi yani. ustune birer ikiser cilek atistirildi, sonra aliyle lale denizlerin getirdigi koca diyarbakir karpuzunun bir kismini elleriyle bana yedirerek eglendiler.
uyku oncesi oyunlar icin ortaya cikarttigim yeni duplo tren epey dalasmaya sebep oldu. hepsini ali kazandi. iki gun sonra yuzune bakmiycaklar elbette. baba eve gelip bir heyecan ve sevinc dalgasi yaratti. babanin gobeginde ziplamak suretiyle biraz kuduruldu.
uyku saatinde ali her zamanki gibi yatmak istemedi ve kacarak, bagirip cagirarak, aglayarak protesto etti. babasi yine de yataga koyunca kabullendi. asagida yemegimizi yerken her zamanki gibi uyku oncesi kudurma seslerini (yatakta ziplarken atilan cigliklar, kakirdama ve kikirdemeler) dinledik. yemegim bittiginde kakirtilar hoykurtulere donusmustu. ciktim, yerlere attiklari uyku hayvanlarini, emziklerini topladim, susturdum, ve yataklarinin ortasinda hep serili olan battaniyenin uzerine uzanip hadi uyuyoruz dedim ve gozlerimi kapattim. lale birkac kez beni kontrol ettikten sonra uyumaya karar verdi. ali bir sure saga sola donerek uyku calismalari yaptiktan sonra kafasini kaldirdi, gulerek bana opucuk yollamaya basladi. ben de geri opucuk yolladim. ayaga kalkti, parmakliklarin uzerinden opucuk yollamaya devam etti. ben de dogruldum. opustuk. "hadi uyuyoruz" dedim. geri yatti ve bir sure sonra uyudu.

3 not alinmis:
Merhaba,
Uzun zamandir okuyordum, ama yazmak bugune kismetmis...
Yazinizin uslubu cok guzel, hem sizin bu kadar yorulmaniza uzuldum, hem de cocuklarin sirinlikleri guldurdu beni.. En cok da sondaki uyku oncesi anneyi kontrol edip uyumak ve anneye opucuk gondermek hosuma gitti...
Kolay gelsin, sevgiler.
merhaba ayse, tesekkurler :)
geliyoruuummm.. beraber boyle gunlerimiz olcak artik.. yemekler yeriz, oyunlar oynariz, kumsallara gideriz.. heyyoooo
Yorum Gönder
<< Home