counter statistics

ali ve lale

ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.

Salı, Ekim 31, 2006

gerisayim

yemin ederim jinekologumun bacagim kalinliginda kollari var. bugun vizite icin ugradiginda dikkat ettim. gozucuyla ayaklarina baktim, ben diyim 45 siz deyin 50. kirkpinara katilacak hatunmus. bembeyaz saclara, boru gibi bir sese sahip. her anlamda heybetli bir kisilik. dogum sirasinda kendisini cok protesto ettigim icin bana biraz bozuk olabilecegini dusunuyorum ama ss subayi karizmasi hicbir ipucuna izin vermiyor.

kendisinin net bir sekilde ifade ettigi gibi hastanenin benden persembe gunu kurtulmasinin onunde bir engel yok. bir kesik de ben mi atsam diye dusunuyorum.

bu sabah iyi basladi. bebeklerin ikisini de dunden iyi gorduk. alinin sariligi azalmis, hala gozlerinin aki tam normale donmemis olsa da testin sonucu iyi ciktigi icin lambasina puf dediler. kizimla da banyo yaptik. once korkacak gibi olduysa da sicak suya biraz batinca gevsedi, sunger gibi yumusadi yavrum.

lalenin kirpikleri uzamis. biraz da kilo aldigini gorsek ne iyi olacak.

aksamuzeri doktorla randevumuz oldugu icin koray hastaneye erken geldi. ozellikle lalenin durumuyla ilgili aklimiza takilanlari sorduk. doktor kusmasinin anormal bir durum olmadigini soyledi. dun sabahtan beri tekrarlanmamis zaten. kilosu konusunda da endiseli degilmis, "belki yarin almaya baslar" dedi. bu arada cocuklarin ikisini de cuma gunu ultrasona sokacaklarini ogrendik. doktorumuz son derece sevimli bir sekilde "sirf ikiz olduklari icin bir arkadasim beni ikisini de ultrasona sokmaya razi etti" diyerek bizi gecistirdiyse de, bilen bilir, benim tedirgin olmamam imkansizdi.

hava kasvetli. firtina var disarida. biraz da evimi, yatagimi ozledim bugun.

Pazartesi, Ekim 30, 2006

ofise dönüş

tabi zor oldu aklım bebeklerde...

buranın bebe geleneği de tuhaf:
bildiğimiz etimeğin (beschuit) üstüne mis gibi tereyağını sürüyorsun, sonra...
sonrasi biraz tuhaf, anasonlu şeker serpiştiriyorsun, şaşılacak şey.
bu şekerler de bebe tantanası için "özel": muisjes.
bebe kizsa pembe beyaz, oglansa mavi beyaz oluyorlar, boyle minik minik, top top bi yigin seker.

ben incir çuvalının defterini, tereyağı almayarak dürmüşüm, gerisini de %50 oranınd az almisim. bu olay yarina kaldi yani.

gun boyunca eliften az beslendiklerini ve kuskustuklarını işitince, ister istemez endiselendim. megerse tam olarak beslenmisler, elif sadece siseden beslenme sutununa bakiyormus. bir beslenmede 7 -ki sonda kolonunda 23 yaziyor, hedef 30, diger beslenmede 0 -ki sonda kolonunda 30 yaziyor) yani elifcik 7 sanmış ama meğer 60mış o iki beslenme. ustelik bugunku kusma olaylari da 3-5 ml arası bir istifraya mukabilmis. biz beslenmenin tamami gitti saniyorduk.

oglumun gozlerinin alti yanmis solaryumda yatmaktan. annesi onu koklarken kendinden geciyor. ben daha koklayamadim bebelerimi. hep agzimda maske var, oksuruyorum, tiksiriyorum.

kizim elimdeydi 30-40 dakika bugun. altini degistirmeye yardim ettim, poposundan atesine baktim. kucagimda diyecegim buyunce, ama bu aralar elimde. butun biberonunu cayır cayır içti, babasını sevindirdi. ilk yanina gittigimizde sesimizi duyunca uyanmaya calismasini gorecektiniz. kaslari taa nerelere kalkiyordu, ama goz kapaklari kalkamiyordu, cok komikti.

elifi persembe cikarmaktan bahsediyorlar. sonrasini sakin sakin dusunuyoruz, degerlendiriyoruz. amerikada hastaneden 4. gunde cikarilan bir arkadas hikayesi duyduk, en azindan oyle olmadi diyoruz.

ilk ziyaretci

bebeklerin ilk ziyaretcisi ayaginin tozuyla new york'tan gelen can amca oldu. (sevgili ny ahalisi, kendisi 15 dakika boyunca armanla cereni nasil kiskandiracam deyip gargamel kahkahalari savurdugu icin motivasyonu konusunda suphelerim var, sizin de haberiniz olsun) can amca noel baba gibi bir suru hediyeler tasidi bize amarikadan. ben gormedim ama cok guzellermis, oyle dedi koray. armus, ceros, ama ozellikle ceros, ali ve lale'nin dudaklarini yanaklariniza surtuyoruz burdan.

su adamlar bir alem. can tisortumun ustunden firlayan bes aylik hamile gobegini gorunce "pardon ama ne var orada" diye sordu. that's my digestive tract taking a vacation canim! koray da zaten firsat buldukca parmaklariyla durtukleyip iceri ittirmeye calisiyor gobegimi. aylarca genlesen derinin lastik gibi slak diye yerine yapisacagini saniyorlar. konu buraya kadar gelmisken iyi bir sikilastirici krem bilen varsa kanun namina soylesin lutfen!

alican, cizgili hastane sapkasi nedeniyle diger bir deyisle hudaverdi, bugun tekrar bilirubin testine girecek. seviyesi yukselmediyse lambalari kapali kalacak ve belki normal bir bebek yatagina gecisi tartisilacak. simdilik en onemli gelismemiz bu.

>>>>> bu postu koyar koymaz bir hemsire gelip alinin sariliginin tekrar nuksettigini ve lambalarinin acilacagini soyledi. kismet degilmis.

lalem de soluk bir renkle uyumaya devam ediyor.dun geceden beri iki kez mamasini kustugunu, bu sabah gene oksijen takviyesi yapildigini ogrendim. hemsirelerin aralarinda ultrasondan bahsettiklerini duyuyorum.>>>>>

Pazar, Ekim 29, 2006

işe dönmeden son numaram



ali bebe içerdeyken de hareketliydi.



bebecik odasında gerçekleşen çok dilli bir diyalog.



ali bebe solaryumda da hareketli.


not: lale vidyolari, cok yakinda...

Etiketler:

pazar halleri

bugun heyecanli hastane personeli tarafindan sabahin korunde uyandirildim. cayimi, ilaclarimi getirdiler. saclarini ilkokulda yaptigimiz gibi iki yandan ayirip toplamis bir kiz (keci kuyrugu mu diyorduk buna?) "sut sagacak misiniz" diye sordu. postallari cekip cepheye godecekmisiz bir hava esiyordu. "tabi" dedim. butun bu telasin sebebi dun gece ilk mililitrelerimi gormus olmam olsa gerek. meric teyzenin fenugreekleri ve cok sevgili bir arkadasimizin gonderdigi logusa serbeti sagolsun...

sabah sabah sagdigim sut lalemin mamasinda katik olarak kullanilmis. onun daha cok ihtiyaci var. hep uyuyor yavrum, insallah bu korktugumuz seylere delalet degildir. ali ise yataginin bir basindan oburune yuzup duruyormus. oyle dedi saskia teyzesi.

yan odada dogumu yaklasmis bir kadincagiz var. nst'ye bagli simdi, bebeginin kalbini beraberce dinliyoruz. ne diyorduk, allah tek nefeste kurtarsin miydi? iste ondan, tum kalbimle...

Cumartesi, Ekim 28, 2006

tweelings

sözün bittiği an.

Etiketler:

bebek kokusu

lale solaryum keyfinden noksan kalmazken.

Etiketler:

pamuk prenses

sevim annem "kızlar narin olur" diyor. kızımın elleri o kadar ufak ki. dudaklarında da pamukçuk var.

Etiketler:

lale, beslenme saati!

sonda denen tüp midesine gidiyor. en son aldığımız haberlere göre sonda midesine fazla derin salındığı için midesinde süt kalıyormuş, düzeltmişler. yarın görücez.

Etiketler:

solaryum keyfi

ali solaryumda

Etiketler:

baba iş başında

günün en keyifli anları

Etiketler:

boven ij'da ilk cumartesi

dun hastaligim fazla ilerlemesin diye ise de gitmedim, hastahaneye de... evde yatip gun boyu uyudum. buna karsilik, bugun ogleye dogru hastaneye vardim ve aksam dokuza kadar kalmayi planliyorum. az once pediyatri kliniginde dordumuz ve doktotumuz bir araya geldik.

oncelikle lalenin isik terapisi (sarilikla ilgili olan tedavi) gece 12de son bulacak. alinin lambalarinin biri sonduruldu ama diger lambasi bir sure daha devam edecek. alinin isik terapisinin ne zaman bitecegi yarin belli olacak.

ali oldukca iyi gorunuyor. burnundaki sonda tupunu cekistiriyor, surekli tepiniyor, hareket halinde. bugun monitor baglarini da soktuler, yani kalp atislarinda ve soluklanmasinda artik bir problem beklenmiyor. yavas yavas kablosuz bir hale burunuyor oglumuz.

lale ise yorgun gorunuyor ve genel olarak daha hareketsizce yatiyor. beslenme seanslarinda midesinden hep hazmolmamis bir miktar sut cikiyor. bunun simdilik endise edilecek birsey olmadigini soyledi doktor. "eger kusmaya baslarsa endiselenmek mantikli olur" diyor. dogdugunda yasadigi o 12 dakikanin sindirim sisteminde de de biraz gerilim yarattigini, bu icerde kalan sut meselesinin ondan kaynaklandigini tahmin ediyor. sabahki banyo seansindan sonra da soluklanmasinda bir problem gorulmus, yine bir miktar elle oksijen vermisler ama bunlarin normal oldugunu endiselenmememiz gerektigini soyluyorlar.

lalenin beyin ultrasonunda cikan noktaciga gelince... gercekten bir hafta beklememiz gerekiyor. "acikcasi hicbirsey gormemeyi bekliyordum" dedi doktor, "gordugumuz noktacik da hicbirsey olmayabilir". haftaya nokta hala orda mi diye bakacaklar, ordaysa da ne oldugunu o zaman anlayabileceklerini dusunuyorlar.

elifin dikisleri iyilesme yoluna girmis sayilmaz. kendisi dun hastaneyi bir iki kez dolastigi icin agrisi sizisi biraz daha cok. ama artik kendi basina asagiya inip gelebildigi icin mutlu. ayrica az once ilk sut mujdecileri ufukta belirdi. yarina insallah, bebislerimize verecek bir miktar sutumuz olacak.

bu arada, hepinize tesekkur etmek istiyoruz. yorum biraktiginiz zaman, bize aninda email olarak geliyorlar. yalnizligimizi dagitiyorlar. arada bir dunya haritasindan nerelerden takip edildigimize bakiyoruz. san fransisco, new york, michigan, londra, amsterdam, enschede, ankara, istanbul, gebze... kendimizi oldukca kuresel hissediyoruz. tekrardan sagolun....


eklenti >>>> elif >>>> bugun cocuklarin iki beslenme saatine beraber katildik. bir noktada her ikimizin kucaginda birer bebekle uzun uzun oturma firsatimiz oldu. bu hakikaten acayip, ask gibi birsey. >>>>
eklenti>>>>>koray>> ben de aynısını hissetiğime göre, aşk gibi demektir hakkaten.

Cuma, Ekim 27, 2006

ucuncu gun

dogumdan sonraki ucuncu gun gozyasi gunu olarak bilinirmis. buradaki herkes oyle diyor. bugun ucuncu gun.

bebislerimizin sagligi istedigimiz kadar iyi degil. ali bey bugun doktorunun cok yuksek buldugu bir bilirubin seviyesiyle fototerapiye basladi. lale hanimin olcumu biraz daha iyiydi ama o da lambalar altinda kizarmakta su an.

lalecik ayrica dogumda yasanan sorunlardan oturu ultrasona girdi bugun. sonuclari doktorun yorumlamasini bekliyoruz. bize yavrumuzun beyin kanamasi gecirip gecirmedigini haber verecek.

sutumuzden de ses seda yok. birkac damla sutun bile cok onemli oldugu gunler geciriyoruz. azicik olsaydi belki ali'nin sariligi bu kadar ilerlemezdi.

ic kasici olaylari bir tarafan birakirsak lale hanim bugun ilk banyosunu yapti. pek sevmedi.

annesi ilk kez alisinin bezini degistirdi, atesini olctu. dikislerin elverdigi olcude bebeklerle oturmaya calisiyor.

>>> eklenti ( koray )
ultrason sonucunda bir siyah nokta tesbit edildi, ama tanımlanamadı.
haftaya tekerrürüne hükmedildi.

bir de lale'nin bazı beslenmelerinde, bir önceki seanstan hazmedilmemiş süt buluyorlarmış.

şusu var, busu var diye peşin hükme varmadan önce veri topluyorlar.
benim içime siniyor. doğal ve samimi bir sistemleri var.
<<< eklenti ( koray )

Perşembe, Ekim 26, 2006

son havadisler

bu sabah, ikizler üstü açık model kuvöze geçtiler. bu da hızla geliştiklerini gösteriyor.

ali ilk banyosunu sabah yaptı, lale yarın sabah yapacak.

sabah lale ilk kez biberondan süt emdi.
öğleden sonra ilk kez annesini kucağına geldi.

elifin dikişleri atıyor, altı gün bekleyip gerekirse o zaman bir daha dikiş atmaya karar verdiler.
elif içinde tuvaleti olan tek kişilik bir odada kalıyor. yattığı yerden internete girebiliyor, tv izleyebiliyor.

flaş flaş

güzel kızımız biraz yüzünü çizmiş. bir de baba flaş patlatmasa...

Etiketler:

geç kavuşma

lale kuvözden çıkar çıkmaz, annesinin koynunda.

Etiketler:

ali babasıyla


koray ilk kez aliyi biberonla besledi.

Etiketler:

dakka bir

ali birinci dakikasında

Etiketler:

pulitzer

sözün bittiği an

Etiketler:

berkler

bu mutlu tabloyla başlamak istedim. sağbaştan say:
lale, elif, ali, koray

Etiketler:

başlangıç

25 ekim - 00:30
elif'in istirahat suresi baslayabildi. oksitojen kesildi.

02:30
ali bebek kuvozunde bas agrisindan hala agliyordu. hemsireleri ona dokunup konustugumda sakinlesecegini soylediler, gercekten de oyle oldu. lale bebek uyuyordu, huzursuzdu ama olcumleri duzenliydi. ali atesini atmak icin biraz sik soluyordu ancak normal gorulmustu. aliye atesi icin parasetamol verdiler. ali'ye atese karsi, lale'ye neden kendiliginden nefes alamadigini bilmediklerinden antibiyotik vermeye karar verdiler.

03:00
koray ve sevim anne evlerine vardilar. elif temizlendikten sonra yatmadan once ali ve laleyi kuvozde olduklari halde ziyaret edebildi.

10:00
elif bebeklerin beslenmesine eslik etmek uzere sedyesiyle beraber pediyatriye indirildi. dogum sut gelisimi acisindan da erken gerceklestigi icin aliniyi kucaginda biberonla besledi. lale daha kuvozden cikmadi. burnundan midesine inen bir tuple besleniyor.

12:00
koray ve sevim anne hastaneye vardilar.

13:00
koray ali ve laleyi kuvozlerinde seyretti. lale biraz zayif gorunuyor ama hizla toparladigi belli oluyor.

17:00
lale ilk kez kuvozunden annesinin kucagina cikti. ancak burnundan beslenmeye devam etti. bu surede koray da aliyi kucaginda biberonla besledi.

Salı, Ekim 24, 2006

isik

23 ekim - 23:30
koray henuz uykuya dalmisti ki elif inleyerek okumakta oldugu kitabi birakti. yuzunden korku ve de aci yansiyordu. elif yatakta dogruldu ve uzerindeki islakligi hissedince "it's time" dedi. tuvalette de bir miktar su gozlemledik ve hastaneye gitme karari aldik.

24 ekim - 00:15
taksi firtinali sayilabilecek bir gunun ilk dakikalarinda yol almaya basladi. kisa surede bir araya getirdigimiz cantamiza kirli camasirlar aldigimizi farkettik. bu durumda yanimiza almak icin daha dun yikadigimiz bazi parcalari henuz kurumadiklari icin yanimiza alamamistik. yine de kritik bircok ihtiyacimiz elimizin altindaydi. amsterdama geldigimizden beri duzenli hastanemiz olan, ustune gul koklamadigimiz AMC'yi arayip "3 kisi geliyoruz ama 5 donecegiz" biciminde uyardim. yol boyunca elif bana her gun yasadigi onlarca kasilmadan farkli bir kasilmadan bahsetmedi ama telas icinde oldugu gorulebiliyordu. trafik isiklarina, arac yogunluguna soylenip duruyordu.

yaklasik 00:30
hastaneye vardik. bizi her zamanki odamiza aldilar. biraz sonra ebe geldi ve "suyunuzdan alabilir miyim?" dedi. soyle bir koklayip, "bu vruchtwater degil" buyurdu. biraz sonra gencecik doktorumuz pozitif bilimin kudreti ustunde parlarcasina gelip bir miktar ornegi mikroskopta incelemek uzere almak istedi. yeni ornegi koklayan ebe, "aha bu vruchtwater" dedi. gercekten de doktor biraz sonra gelerek "evet, bebegin su kesesi yirtilmis" dedi. boylece incelenmekte olan ornegin, "vruchtwater" ya da "su" ya da "breakable water" oldugu anlasildi. ancak AMCde 1 kuvoz kalmisti. bildigimiz tek diger hastanede de emrimize amade kuvoz yoktu. ebe kafasini iki yana salladi "firtinali havalarda hep boyle olur" dedi. bilmedigimiz iki hastanede de kepenkler kapanmisti. ancak "boven IJ" bizi kabul edecekti. hollanda yasalarina gore bir hasta, bir hastaneden bir digerine ancak ambulansla nakledilebiliyor. ve ambulansta bir refakatci bulunabiliyor. ambulansin elif'i almasina 5 dk kala, sevim anneyi elif'le birakip taksi bulmaya ciktim. boven IJ'da taksiden indikten 10 dakika sonra elif'i aradim, sevim anne acti, geliyoruz dedi. 10 dakika sonra elif sedyeyle olmak kaydiyla ambulanstan indi. yolda "nefes teknigi" kullandigini farkettim. sanirim kasilmalari artik hergun yasadiklarindan farkliydi.

yaklasik 02:00
boven ij'de bizimle ilk ilgilenen hemsire, sezaryan operasyonun ancak tip gerektirirse yapilacagini bildirdi. epidural gerek gorulurse verilecekti. gerekene kadar agri kesici verilmeyecekti. kasilmalar duzensizdi. ancak zaman gectikce duzenlenmeye, kuvvetlenmeye ve aci vermeye basladilar.

09:00
kasilamalar duzenlenmis, siklasmaya baslamisti. hemsireler elifin epidural'i hakkettigine hukum getirdiler.

11:00
epidural icin narkoz bolumune gectik. ilac enjeksiyonu sirasinda elifin tansiyonu dustu, bayilmasina neden oldu. elif cok kisa surede kendine geldi ancak epidural enjeksiyonu bir saat sureyle durduruldu.

yaklasik 14
dogumdan kisa bir sure oncesine kadar verilecek olan epidural yavas yavas kana enjekte edilmeye devam eder halde odamiza donduk. elifin acisi artmaya baslayinca anestezi ekibine danisildi ve dozajin artirilmasina karar verildi.

yaklasik 16
elif yeni dozuyla epidural almaya baslayinca rahatladi. fakat kasilmalar da kesildi. bunun ustune kasilmalari kuvvetlendirip siklastiracak oksitojen enjekte edilmeye baslandi. dogum bittikten sonra bile enjekte edilmeye devam ediliyordu.

yaklasik 21
elifin atesi yukseldi. herhangi bir medikasyona gerek gorulmedi. elif "itmeye" basladi. bir saatin sonunda oglan hala cikmamisti. elif insan ustu bir caba gosteriyor ama bebek cikmiyordu. daha bir bebek daha oldugu dusunulerek elif'e vakumla yardim etmeye karar verdiler.

23:21
ali bebek, 2370 gram olarak dunyaya geldi. doktor koraya bir makas uzatarak "gobek bagini kes" dedi. koray, "buna bakarim, bi dahakini keserim" diye dusundu, reddetti. ali bebek mor olarak cikmasina ragmen ziril ziril aglamasi ile ebeveynlerinin yuregine su serpti. 15 dakika icinde kendi doktoru gozetiminde kuvoze alindi ve asagi kattaki pediyatri bolumune gitti. ilk olcumlerde atesi oldugu tesbit edildi. vakumdan dolayi basi agriyordu.

23:47
lale bebek, 1960 gram olarak dunyaya geldi. suyu zari delinmek suretiyle elle getirildi. lale bebegin vakumsuz cikmasi icin elifin karnindan tum gucuyle iten hemsirenin ikinmasi gormeye degerdi. dunyaya geldigi anda hareketsiz oldugu icin aramizdan hizla uzaklastirildi. koray gobek bagini kesemedigini uyuyup uyandiktan sonra farkedeckti. lale ilk 12 dakikasinda kendi basina soluk alamadi ancak doktorunun elle hava pompalamasi sayesinde oksijen sikintisi cekmedi. bu surenin dolmasindan sonra aglayacak kadar olmasa da, kendisine yetecek oksijeni alabiliyordu.