counter statistics

ali ve lale

ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.

Perşembe, Kasım 30, 2006

im westen nichts neues

ali'nin durumunda bir ilerleme yok. ali'nin durumu diye birseyden bahsetmek mumkun mu onu da bilmiyorum.

bolca kucaklayip sefkat gostererek cektigini dusundugumuz aciyi hafifletmeye calistik. sonucta bugun dunku kadar cok aglamadi. bir ogun haric cok fazla cikartmadi.

doktorumuza danismaya calistik bu arada. ama ortalama ingilizcesi olan bir hollandaliyla telefondan anlasmak pek kolay degil. gelecek hafta beklenecek. sali gunu doktorla randevumuz var.

genc ali bir durumdan rahatsiz

bu vidyoyu yayinlamakta biraz tereddut ettim. bir yandan da paylasimin sonunda bizi rahatlatacagini dusundum.



konuyla ilgili olarak doktorumuzla irtibat halindeyiz. kendisine durumu bugun su maddelerle acikladik:

1. fusses almost all the time because of cramps, quiet when we hold him but screams and cries when the cramp comes.
2. he can't fall deep asleep during the day because of cramps. he wakes up every time he has a cramp.
3. 5-10 minutes after the feeding he starts gagging silently, slurps with his mouth as if he's tasting something and leaks some milk from the side of his mouth. when he doesn't leak he swallows the milk that came back.
4. in between spit ups he cries and screams. his body goes hard with cramps.
5. he has only a few hrs of sound sleep at night even when we swaddle him. even then he grunts and moans in his sleep obviously because of cramps.
6. he has been like this for many days now, but it gets worse. we burp him at least twice at every feed.
7. his poop has been green until it turned yellow today
8. he pooped every day in the last three days. his pee output is normal. we keep his feedings at an average 75-80 cc including mother's milk.

Etiketler:

Pazartesi, Kasım 27, 2006

evimizden anneanne manzaralari

saat 06:00
elif anne, sut sagmasi gerektigi icin ikinci bebegi de sevim anneye teslim eder. koray baba bir saate ise gidecegi icin bu beslemeden izinlidir. sevim anne bebekleri bir minderle rampa yaparak ustune yatirir. bir sure sonra lale asagi kayar, sapkasi cikar. tam onun sapkasini giydirip yerine koydugunda, ali asagi kayar, sapkasi cikar. tam onun sapkasini giydirip yerine koydugunda, lale asagi kayar, sapkasi cikar ve bu surer gider.

saat 13:00
elif anne carsi faslindan donmekten biraz gecikmis. lale biraz erken kalkar. sevim anne sutu isitip vermeye baslar. o sirada ali uyanir, lalenin sutunu birakip, aliye sut isitilir. sevim anne bir noktada karsilikli koltuklarda yatan iki bebeklarasinda mekik dokur. sonunda ikisini yanyana yatirip, cift elle beslemeyi tek basina bitirir.

saat 19:00
ikizler yurttan sesler korosu icin ses acmaktadirlar. sevim anne gercekten de bebekler ustunde iki ebeveynden de daha fazla huzur verici bir duruma haiz. bu durumda ikizlerin ikisini birden ayni anda sakinlestirmek kendisine duser.

inbakeren

ya da swaddling. veya babadan kalma kundak. hangi gecenin hangi saatiydi hatirlamiyorum. kendimi yataktan bir turlu kaldiramiyordum, icsesim ve dissesim ayni anda "yeter! biraz uyumak istiyorum" diye haykirdiktan sonra mi once miydi, pek bilemiyorum. ama bir gece aliyi kundaga soktuk. hosumuza gitti, dun gece ikisini birden anneme bu is icin siparis ettigim tulbentlere sardik ve oyle yatirdik. sonuc; guzel bir uyku uyumus iki bebek, guzel bir uyku uyumus ve tekrar insan olmus bir anne.

hastanede hemsirelerle cok bahsi olmustu, hamileyken de harvey karp'in kitabinda okumustum kundagin faydalarini. ondan once hicbir fikrim yoktu ve bana sorsalar safsata diye burun kivirirdim. ama bebeklerin bir trimester erken dunyaya geldigi teorisi artik bana da mantikli geliyor. ve kundak onlara rahimdeki huzuru sagliyorsa ne ala!

gehoor test

arayip sormadan bir kadin geldi gg&gd'den bu sabah duyma testi icin. cocuklarin kulaklarina sirayla bir kablo soktu, kablonun ucundaki seyyar pos makinasi gibi alet dirili edince kulagin duyduguna karar verdi. cocuklar duyma testini gectiler.

Pazar, Kasım 26, 2006

acik hava

cumartesi gunku foto maceramiz, husranla sonuclandi, zira fotografcida uyanmadi cocuklar. resmi islemler fotosuz baslasin, napalim. bir aya bir daha dener, fotolari arada yollariz. yazin turkiye'ye gidecek olursak, onun onunde engel olmasin da...

cocuklarla sokaga cikma olayina iyice isindik. hava yagisli olunca (arabalarinin) yagmurluklarini ustlerine geciriveriyoruz, ruzgari da kesiyor... 4 mevsim, mutlu mutlu uyuyorlar.

aksamleyin, turgut amcalar bize ugradi. beraberce bebek sevdik.
ariks kendilerine bir hollanda gelenegi olan "beschuits met muisjes" ikram ettik, nihal teyze anasonlu sekerleri cok begendi. cayimiz da tavsan kani...

sokaga cikma fikri bizi bu kadar sarinca, pazar gunu de parka gidelim bari dedik.
lale@Home lale hanim, wendy ablasinin aldigi paltosuyla, evde disari cikmaya hazir.

ikizler, yolda bol bol (ve ilk kez) gunesle yuzlestiler.
aliGunes
laleGunes

ve vondelpark...
babaVeAnneanne

Etiketler: ,

Cumartesi, Kasım 25, 2006

bir ay


bir ayliktiniz, babaniz size iron maiden dinletti.

Etiketler:

Cuma, Kasım 24, 2006

napiyorum ben burda

bilgisayar basina oturabildigim kisitli zamanlarda icim icimi yiyor, acaba neyi yapmayi unuttum da buna vaktim var diye. gene oyleyim. koray borat izlemede ustelik. sanki tam bir ay once iki tane cocugumuz olmamis gibi. ama unutmak mumkun degil, lale yanimda uzanmis cak cuk emzik emiyor. iceride annem alinin altini degistirirken onun vizildamasini duyuyorum.

.....

evet unutmusum. sut "express" etmeyi ve siseleri yikayip sterilize etmeyi unutmusum. onlari hallettim, derken cocuklari yataklarina yatirma fasli basladi. kendi kendilerine uyumayi reddettikleri icin baslarinda durup ellerini tutmak, emzikleri agizlarindan dustugunde geri agizlarina vermek, genel olarak agladiklarinda sakinlestirmek demek bu. her seferinde bu kadar zahmetli olmuyor cok sukur. ama bazen iki beslenme arasindaki bir bucuk-iki saatlik bos zamani eritiyor. ben de son bir saattir ali beyi gide gele gide gele uyutmaya calisiyorum. nihayet bizim yatakta uykuya daldi ama 20 dakika sonra beslenme icin kalkmasi gerek.

halbuki buraya otururken lactatiekundige'den ogrendigim incileri dizmekti niyetim breastfeeding 101 adi altinda. artik kalan vaktimde miskin miskin birkac magazin haberi okumaktan baska istegim yok.

yuksek basarimli bir gun

basarim, performans'in turkcesi.

dun saydigim isler halloldu. doktora gittigimiz icin, foto isini yarina sarkittik, ama yurume mesafesinde studyo'yu buldum. yuruyerek doktora gidip geldik, ve dolasma isini cok sevdik. gerci gunesli bir gundu ve bir daha ne zaman goruruz gunesli gun mechul ama...

dun ve bugun, ali annesinin gogsunden hatri sayilir bir miktar sut icti (bir kez). gorunen o ki, sut miktari hemen artarak reaksiyon verdi. dun gelen sut ustasinin dedigine gore, laleyi simdilik cok zorlamiyoruz. yanaklari kucuk oldugu icin, "tutunamiyor"mus !

anneyleGiderken

giderken

Etiketler:

Perşembe, Kasım 23, 2006

yogunluk

bana maruz kalis oraninizin yukselme sebebi "benim blog yazmaya vakit bulabildigim ilk firsatta, onun banyoya kosmasi" ile ornekleyerek aciklanabilir.

bugun once hemsireden cok sekreter bir bayanla gorusmus elif. cocuklarin kisa tarihini almis kadin. bizim icin ehemmiyeti ise, saniriz yarin ev doktorumuzla, ofisinde, tanisma yolundaki son adim olmasiydi.

sonra anne sutu danismani ile. bu, bu ulkede para verip de ulasabildigimiz ilk luks servis. mesela biraktigi mektubu piril piril bir ingilizceyle yazmasi, burasi icin luks sayilir. takir tukur bir ingilizceyi amsterdam'da hemen herkesin bildiginin de hakkini verelim, o ayrii. elif'e elif'i tatmin eden aciklamalar yapmis olmasi ise kesin lukstur. bu ulkenin bu sosyal ekonomik esitligi, bu gune kadar birden cok kez takdirimi (ve tesekkurumu) kazanmistir.

daha sonra da "gg&gd" de denen, "ggd" de denen (burda g sesi icin balgam atma sesi cikartiliyor) benim adini "saglik bakanligi arayuzu" olarak cevirmek istedigim bir birimin calisaniyla... biz, orada yapilan islerin buyuk cogunlugunu evimize yurume mesafesinde olan doktorumuzla yapacagiz. ama isitme testi gibi seyler icin, yine de ggd'ye gidecekmisiz.

yarin isten izinliyim. sabah bebeklerin oturum kartlari icin belediyeden cesitli evrak toplanacak. siradaki can kurtaran sevinc anne'nin davetiyesi cikartilacak. bir takim evrak postalanacak. bebekler muhtemelen doktorlariyla tanisacaklar. eger evde, hollanda yasalarinin begendigi gibi bir fotograf cekemezsem, cocuklari fotografciya goturecegiz. gri fon, disler gozukmeyecek, gozler dik bakacak, acik olacak. bi taraftan bakinca ali bir taraftan bakinca lale gozuksun isteselerdi bari.

Çarşamba, Kasım 22, 2006

derin bir nefes al

ve konusmaya basla koray, cunku cok fazla vaktin yok!

efenim, tek kelimeyle ozetlemek gerekirse : iyiyiz.
ama kelime sayisi arttikca kafaya taktigimiz sey sayisi da artiyor. bazen insanoglunun bu kadar gelebildigine sasiyoruz, bazen saati sasiriyoruz. uykumuz 3/8'lik aksak bir tempoda. ama bir gulucukleriyle, uyurken yaydiklari huzurlariyla tam gaz yolumuza devam ediyoruz.

lale bu aralar beslenmede yavasladi. icmesi gereken sutu iciyor ama yaklasik 1 saat suruyor. yari yoldan sonra bir gaz seansi yapiyoruz. gaz seanslarimizin bir de yan gundemi var: bebisi uyandirmak. bu noktadan sonra lale yutkunmayi unutmus gibi yapiyor. vakumunu yapiyor ama yutmuyor, agzinin kenarindan fiskiriyor. bunu engellediginizde, nefes almayi kesiyor ve mecburen duruyoruz. "cocugu zorlamamak lazim" diyen ic sesler duydum sanki? "mucadele" icilmesi gereken sutun yarisi icilmemisken basliyor. bu noktada pes edersek, kizimiz doktorunun koydugu alt limitin yarisini iciyor olacak. bu yuzden hemencecik de pes etmek istemiyoruz. binbir saklabanlik ve yarim saat ardindan, birden hatirlayip yutkunmayi, likir likir bitirebiliyor sisesini.

yarin hem anne sutu danismanimiz gelecek, hem de bebeklerin sagliklarini takip edecek olan hemsire (bu kismini biraz destekli salliyoruz). ben cuma izin kullaniyorum, bebekleri leidseplein'e kral foto'ya goturup vesikalik cektirecegiz.

gelelim gunlerin fotograflarina:
parentBedroom
bebekler, aksamlari bizim odamizda, yatagimizin basi ucunda uyuyorlar. boylece gece 2 beslemesinde, yatakta altlarini rahatca degistirebiliyoruz. uyanirkenki mecburiyet hissi bir an icin askeri nobetleri cagristirsa da, bebekleri gorur gormez hersey degisiyor.

grandma
sevim anne "tosunu"yla

ozgur
hollandaya bir is seyahati icin gelen taze damat ozgur (nikahlarini bizim nikahi kiyan muhterem kiymisti - ne cok kiyim oldu - muhtereme gidip elifin karnindaki ikizlerle tanistirmistik) sagolsun bir gun erken gelerek bizi de ziyaret etti. sansli ziyaretcilerimize nasip olan bir "besleme seansi" kazandi.

ve son olarak arka arkaya iki ali fotosu:
pestil

pesdil

Etiketler:

Pazar, Kasım 19, 2006

herkes evde ilk haftasonu

babesAtNite
evdeyken zor isik sartlarinda bile fotograf cekebiliyoruz.

aliBath1
ali bey de evdeki ilk banyosunu icra etti.

dadBed
herkes yatmaya hazirlaniyor.

Etiketler:

Cumartesi, Kasım 18, 2006

bir reklam


Bad Penguin - video powered by Metacafe

Perşembe, Kasım 16, 2006

boven ij'in faydalari

hastanede yaptigim bebek bakimi staji o kadar cok isime yariyor ki, simdi aslinda memnunum o kadar zamani orada gecirmis olmaktan. hamileyken okudugum kitaplar genellikle belli bir rutinin oturtulmasi gerektigini savunan dadilarin kitaplariydi. hastanede tam da nasil becerecegimi kara kara dusundugum bu isi benim yerime yapiverdiler. cocuklar hayata ucer saat aralikli sekiz ogunle basladilar. bu hafta basinda da yedi ogune inmislerdi. boylece kazandigimiz uc saati gece uykumuza ekledik. tabii her zaman ise yaramiyor bu yontem. siselerini yarim biraktiklari zaman abuk subuk saatlerde acikiyorlar. ama cesitli taktik ve stratejilerle bir dahaki ogunu saatine uydurmaya calisiyoruz. ben bu durumdan memnunum. cocuklara askeri bir duzen dikte ettigimi dusunmuyorum, zira yeterince esneme payi taniyorum beslenme saatlerine.

simdi eve gelen "maternity nurse"leriyle en cok bu konuda tartisiyoruz. hayatlari gevseklik uzerine kurulu hollandalilara ters geliyor bu sistem; onlar on-demand beslenmeyi savunuyorlar. ben de bunu uygularsam iki bebekle ipin ucunu nasil kaciracagimi, ayrica daha normal dogan bebek kilosuna gelememis bu cocuklarin gunde icmeleri gereken belirli bir sut miktari oldugunu anlatmaya calisiyorum. cebellesip duruyoruz.

hastanede gecirdigimiz surenin hayatimiza kattiklari arasinda bir de soyle cumleler var:

-tatlim surdan bi speen* verir misin?
-bana bi spugdoekje!** cabuk!
-anne iki tane washandje*** isitip getirsene!

*biberon emzigi
**tukuruk bezi
***lif seklinde havlu veya bez

tekno-freak

yeni hayatima adapte olabilmek icin 2 gun izin aldim is yerimden. bu arada, ne kadar cok teknolojiyi oturtursam, oyle gider.

bugun birkac es-dost ile web-cam ile canli beslenme seanslari yasadik. bir seansta ayni anda 3 partiye yayin yaptigimi sandim ama yanilmisim. bu yontemi oturtabilirsek, bunu sikca yapabiliriz. hem biz de sohbet etmis oluruz.

pek yakinda.

Çarşamba, Kasım 15, 2006

nazorg

nazorg hemsiremizle tanistik. ama hollanda usulu, bugunluk (topu topu dort gunumuz var) baska bir sirketten biri geldi. bir saat de az kaldi ama, onu cikaracagimiz 3 gun var. eve geldi, iri yari bir hollandali bayan. bilmedigimiz hicbirsey soylemedi ve bu beni cok rahatlatti. yarin yenisi (esas sirkete bagli biri) gelecek. saglik sigortamizin karsiladigi, cok takdir ettigim bir uygulama nazorg.

evdeki ilk iki besleme vukuatsiz olarak tamamlanmistir.

yuva


cocuklarimizi "cantalarina" koyup eve getirdik. ve ilk is masaya koyduk.



eve donus vidyomuz. hastaneyi unutmayalim diye biraz goruntu aldim, sonra "cantalarinda" bebeklerimiz, ve odalarindan ilk goruntuler...


ilk besleme seansindan sonra da, ilk kez kendi yataklarinda uyudular.

Etiketler: ,

Salı, Kasım 14, 2006

green light

bu amerikada bir projenin resmen yururluge girmesini tarifleyen bir ifade, yesil isik anlamina geliyor.

"ikizler evlerine" operasyonu yesil isigi aldi.

ikizler once bugun annelerinin pasaportundaki yerlerini aldilar.
yarin da evdekini alacaklar.

araba koltuklarimiz, bezlerimiz ve biz haziriz.
(neyine hazirsin neyine?)

simdilik cok yogunuz, ama bir haftaya bu evden nefis vidyolar cikar diye dusunuyorum.

Pazartesi, Kasım 13, 2006

ilk gece

hastaneden iceriye girdigimde elimde pizaci cocuk usulu tasidigim bir pizza vardi. eve yemek goturuyor gibiydim. kendimden emin adimlarla odaya girdigimde ailem beni bekliyordu. ali beyin gazi alinacakti, ve bu iste gazin hukumdari olarak ben "daha usta" ilan edilmistim bile. seans sonrasi, biberonunun dibini icti ali bey. ali artik bey. kendisi kendi saatlerinde beslenecegi konusunda kafa tutmaya calisiyor. zaten kafasini tutmasi konusunda inanilmaz hareketler yapiyor, yakinda you tube'da listeye girecek. kendisi oglen seansinda pek orali olmamis, nereliyse? tabi aksam seansinda perdeleri erkenden ve yuksekten acmis. sonuc: normalin 1,5 katini luplemis bir ali bey.

lale ise simdilik caliskan ve sistematik. biberonuna once bir yukleniyor. bir ara yoruluyor, hala cok ufacik. bir gaz'ap uzumleri seansi da onunla yapiyoruz. bu arada biraz uyaniyor. ikinci hamlede biberonun dibini goruyor.

cocuklarim eve gelmeye hazirlar.

az once elif'le konustum. demin yine uyanip sut icin basmis yaygarayi. laleyi de uyandirmis bi guzel.

biz de onlarin eve gelmelerine haziriz.

bir de leylek getirse, tam olacak.

son dakika

Havadisler heyecan verici...

Elif bugun 11:00 itibari ile room-in'de olacak. Yani bebislerle isinma turlari. Sali 11:00'e kadar da hastanede kalacak.
Ben yarin konsoloslukta bebisleri annelerinin pasaportuna kaydettirecegim.
Carsamba gunu bebislerimiz taburcu edilecekler ve carsamba aksami evimizde buyuk ve keyifli bir maceranin ilk adimlarini atacagiz.

Cumartesi, Kasım 11, 2006

cumartesi

bugun de oglumla banyo yaptik. burdaki sistemin, dogum sonrasi kismindan cok memnunum vallahi. bebegimiz ilk pacalarina doldurdugunda, etrafinda profesyonel bir tayfa olmasi, hastanede olmak, fevkalade faydamiza oldu.

ancak banyo sonrasi annesiyle randevusu oldugu icin, ben lale'mi besledim yine. yine son damlasina kadar bitirdi sutunu. ali memeden cok tenezzul etmedi, ancak sisesini bitirdi. su an itibariyle, annelerinden daha etkili bir sekilde gaz cikarttigim soyleniyor.

bir noktada ikisiyle beraber dinlenmem soz konusu oldu, harikaydi.

sonra ikisini de uyumaya biraktik.

sakin bir cumartesiydi. bir sure icin son herhalde :)

Etiketler:

Cuma, Kasım 10, 2006

lale'm

benim lale'm cok tatli bakiyor. buna kesin karar verdik bu aksam. ali'den daha canli, bunu protein destekli sut iciyor olmasina bagliyoruz.

ikincimiz o diye, ilk onu yazmak istedim.
hayatimin en uzun, en yalniz, en siradisi, en yilmaz erdogan "12 dakikasi"nin cogunda onun yanibasindaydim. geri donup de o geceyi dusundugumde, ona bakmaya korktuguma hala inanamiyorum. arada da bir de, asker gibi baktigimi hatirliyorum, yuregim duracakmiscasina. agladigina bu kadar sevindigime gore, kimbilir bana gulmesine ne kadar sevinecegim.


bu aksam fistik gibiydi kizim. meric teyzesinin aldigi pespembe kiyafetler icinde, uyuyordu odaya ilk girdigimde. yarin ali'ye es kiyafetini goturup fotograf cekecektik. ama bugun, buyuk buldugumuz icin (neye dayanarak buyuk bulduysak) kucuk bezlerden giydirmistik laleme. yanlis seye dayandigimizi yesil bir sekilde ogrendik.

elif ali'mi besledigi ici, lale'yle ilk banyo deneyimimine de boylece yasamis oldum. ilk tecrubeler benim icin genelde "overwhelming" oluyor. bu durumu turkce tarif etmek icin "beni benden alacak sekilde" diyebilirim. banyo konusunda da pek birsey hatirlamiyorum mesela. ama cok guzel oldugunu hatirliyorum. kizim cok korktu ama olsun, babasi da korkuyordu. bir dahaki sefere korkuyor olmayacak ama.

elifin anlatacak ilginc seyleri var diyorum, pazartesi 11:05'te neler olacak, anlat bize diyerek, bu aksamki sozlerimi noktaliyorum (bebisleri eve gelis tarihleri henuz aciklanmadi)

Etiketler:

lale'nin marifeti

bu cocuklar arkamizdan kumpas kurma isine coktan girdiler. dun aksam da lale sondasini cikartmis. iyimserim bu konuda; hazir olduklari icin kendi kendilerine sondadan kurtulmaya karar verdiklerini dusunuyorum. ilk kez bugun ikisinin bir arada taburcu edilebilecegi konusulmaya baslandi. pazartesi aksami hastanede ucumuz parti veriyor olacagiz. rooming-in diye bir adet var burada: anne hastanede cocukla bir arada yeterince zaman geciremediyse, yani araliksiz butun beslenme, alt degistirme, gaz cikarma seanslarinda bulunamadiysa cocugu eve yollamadan birkac gun once 24 saatligine anneyle bir odaya kapatiyorlar. bu sirada anne kendi karnini doyurmak dahil cocukla ilgili butun isleri de ustlenmek zorunda. yalniz kriz aninda hemsirelerden yardim istemek serbest. ama ben boyle anlasmamistim. bir cocuk bakmakla iki cocuk bakmak bir mi yani? acaba ne tur rezillikler bekliyor bizi...

lalenin ultrasonu yapildi. haberler iyi, noktacik kuculuyor. tum kinderafdeling hemsirelerinden tebrikler aldik. mutluyuz.

az once ust komsumuz mr koch'a rastladim. karisiyla ayni zamanda dogurmamiz bekleniyordu (yani biz oyle umuyorduk) o bugun dogurmus. gece 3 gibi hastaneye gitmisler, 7 civarinda hersey bitmis. ikinma yarim saat surmus. ustelik su anda da evdelermis. "bir gun size getirip gostermek istiyorum" dedi. insallah tanistiricaz cocuklari.

Etiketler:

Perşembe, Kasım 09, 2006

zonder sonda*

ali dun gece sondasini sokup atmis. hemsireler de yeni bir sonda takmak yerine denemeye karar vermisler. ben anladim sebebini, dikbaslilik ediyor simdiden. dun aksam doktor goudsmit'le cocuklarin basinda konusuyorduk. "aliyi daha once taburcu edebiliriz deyince cocugu ikna ettin, yemeklerini yarim birakmaya basladi. biliyorum sen yaptin" dedi bana. "kizkardesini sevdigi icin kalmak istiyor" dedim. bu arada uyuyor numarasi yapiyormus meger, ne bileyim. simdi de giciklik olsun diye sondasiz bitiriyor yemeklerini.

ali ne tarafina yatiyorsa, yanaklari o tarafa sarkiyor. 2605 gram olmus bugunku olcume gore. dun aksam gittigimizde yemek saatine 45 dakika olmasina ragmen aclik krizi geciriyordu. surekli aglayip debelenerek elimizi ayagimiza dolastirdi. altini degistirmeye calisirken bir de ortaliga iseyerek iyice isin uzamasina sebep oldu. bu sirada iyice gozu donmus, giydirmeye calistigimiz temiz kiyafetleri isiriyordu.

lale de dun kimsenin inanamadigi bir kilo sicramasi gerceklestirdigi icin bugun bir daha tartildi. 2180 gram olmus. ictigi protein katkili sutler ise yariyor demek ki. yarin yine ultrasona girecek. bir haftada neredeyse unutmusum lekeyi, ne guzel mutlu mesut takiliyorduk. umarim daha iyiye gidiyordur.


*sondasiz

Çarşamba, Kasım 08, 2006

cahillik

Ikinci haftalarini doldurdu bebeklerimiz.
Nazim Hikmetin su dizeleri gozumun onunde:
Bir kurşun kallemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
Bir haftada yaza yaza tükeniverdi
Ona sorarsanız: ’Bütün bi hayat...’
Bana sorarsanız: ‘Adam sende bi hafta...’

Bugun bebisleri yasallastirmak icin “belediye”ye gittim. Bebekleri dogduktan sonraki 5 gun icinde kaydettirmem gerektigini, simdi bir sorusturma acilacagini, belki mahkemelik olacagimi ve para cezasina carptirilacagimi ogrendim. Kanun’da “ama bilmiyordum ki” maddesi yok. Ama filmlerden biliyoruz, “gecici delilik” savinda bulunmayi dusunuyorum. Bebeklerim ve karim hastanedeydi. Kizimda ciddi bir sorundan endise ediyorduk. Ve bircok hastanede bu tip durumlarda yardim teklif edilirken (zira bu kayit isini yapan kisinin anne-baba olmasi gerekmiyormus, hastanedeki bir doktor da halledebilirmis) bizde kimse sessizligini bozmadi. Aslinda cok endise ettigim bir husus degil ama sabahin korunde tadimi kacirmayi basardilar.

Simdi sirada konsolosluk ve yabancilar polisi var. Hangi sirayla gitmek lazim, hangi evraklari goturmek lazim (sasilacak sey, cocuklari kaydederken tek bir resmi kagida bakmiyorlar, dogum saatine kadar, sen soyluyorsun, onlar yaziyor) bunlari cozmek gerek. Ayrica cocuklarin oturma kartlarini bekleyecegiz, 6 ay falan surecek tabii ki, bu arada yurt disina cikisimiz 'sorunlu' olacak. Gerci elifin oturma kartini da aylardir yeniliyorlar, daha elimize ulasmadi, durumumuz su anda da 'sorunlu'.

Turkiyede burokrasiyi elestirip duruyoruz ya… Cahilliktenmis.

Salı, Kasım 07, 2006

wireless lale

günün haberi, lalemin kandaki oksijen seviyesini izleyen son monitörünü de sökmeye karar vermişler. bu durumda çocuklara bağlı tek plastik burunlarındaki sonda olacak. hala ikisi de nadiren bütün bir öğünü ağızdan bitirebiliyorlar. ancak anladığım kadarıyla vücut ısısını daha başarılı bir şekilde koruyabiliyorlar artık. lalenin yatağına iki gündür kruik (termofor olarak kullanılan alüminyum şişe) koymadıklarını görüyorum.

bu sabah banyo sırası alideydi. ali uykulu olduğu zaman banyoda bile gözünü açmadan outing seansını tamamlayabiliyor. iki gündür ise biraz gergin görüyorum oğlumu. dün hastaneye vardığımda kendisinden daha önce duymadığım gürlükte bir sesle cayır cayır ağlıyordu. karnı acıkmış meğerse. alinin insanın yüreğini dağlayan, çok içten bir ağlaması var. bugün banyoda o acıklı yüz ifadesini takınmak üzereydi ki ağlamasını engelleyeyim derken panikleyip çocuğu hızla küvetten çıkardım. tabii ki korkup ağlamaya başladı hemen. kendisi 2540 gram olmuş; yanakları iki yana doğru genleşiyor, gıdısı sarkmaya, bacaklarına bol gelen derisi dolgunlaşmaya başlıyor. bu kadar minik kütlelerde 20-30 gramlık değişiklikler bile rahatlıkla fark edilebiliyor.

hastane çıkışında annemi kısaca munt plein ve bloemenmarkt civarında dolaştırıp patat yedirdim. turistik faaliyetlerimize ilerleyen günlerde devam etmeye çalışacağız.

bu arada gündüz uykusu uyumamla ilgili konuya açıklık getireyim. sıkıntıdan çatlıyor olmama rağmen hastanede bir gün bile uyuyamadım gündüz uykusu. henüz bebek sahibi olmanın fiziksel zorluklarını yaşamaya başlamadık. yine de gecede iki kez süt sağmak için uyanmam gerekiyor. bu da belli bir tahribat yaratıyor bünyede.

Etiketler:

Pazartesi, Kasım 06, 2006

ozetler

Pazar aksami 12 gece sonra, elif tekrar yataginda uyudu. Pazar aksamki hastane ziyaretimize Murat ve Tuba eslik ettiler ve cikista onlarla waffle/dondurma yemege gittik. Sanirim, bunlar bir sure icin son “hovardalik”larimiz olacak.

Bugun hep isteydim. 8’e kadar cikamayarak hastanedeki aksam seansini kacirdim. Gercekten de, burda calistigim 13 aylik donemin en yogun, en stresli donemine denk dustu bebislerin gelisi. Elif ise sabah banyo saatine (10:30) yetisecek sekilde hastanede oldu, ve kalabildigi kadar hastanede kaldi. Daha sonra ne zamandir yapmak istedigi bir takim alis-verisleri yaparak 15:00 gibi eve dondu. Hic yapmadigi sey, oglen uykusu uyudu. Sanirim hastanede yapacak isi olmadigi icin uykusuna daha duskun hale gelmis. Bir nevi piyango idi bu. Muhtemelen 10 gun sonra “uyku”, su anda bize hissettirdiklerinden daha farkli bir yerde olacak. Saat 19:30’da elif tekrar hastanedeydi. Eve donmesi 10’u buldu. Dondugunde karni agriyordu ve cok yorulmustu. Onun bedeni esas soku simdi yasayacak. Aslinda yaklasik 3 aydir yattigini dusunecek olursak, hamlasmis olmasi da son derece normal.

Bebekler iyi. Lale 2 gun once kilosunu korumustu ama dun sadece 5 gram alarak, kilo alma konusunda nazli olacaginin sinyallerini veriyor. Sonucta hemsireler “normal egrisi”nden ayrilmadigini soyluyorlar, biz de heyecan/panik yapmiyoruz. Ali oglan da hala yaklasik biberonunun yarisini sondasindan aliyor.

Yarin aksam hastaneye gittigimde eger elif fotograf makinasini getirmis olursa yeni fotolar cekeriz. Artik elifin hastanede bir odasi olmadigi icin, fotograf makinasi hatirlanmasi gereken bir unsur oluverdi.

Pazar, Kasım 05, 2006

flas haber

hastanede yer kalmadigi gerekcesiyle, elifi apar topar, bir pazar gunu taburcu ediyorlar. daha sut pompaisi kiralamamistik, iki ayagimizi bir pabuca sokmayi basardilar yine!

eklenti 1(koray): ev sahibimizin esinin eve gelmesiyle, yeni raflarimizi caktik. bilgisayarin salona tasinmasiyla ilgili olan kablo sorunlarini godermek icin bir kablo deligi deldik. ev sahibinin esi sans eseri ikeaya gidiyormus. imalat hatasi olan bebek yatagini da arabasina yukledik, ve degistirmek uzere ikeaya gitti. yani evdeki gelismeler umulandan iyi.

ancak hastanede ortalik biraz karisik. ben evde oldugum icin cok daha fazla bilgim yok. ancak anladigim kadariyla, pompa kiralama sirketi pompayi hastaneye getirdi, bu sayede bir karmasa daha cozuldu. elif su anda 14:00 beslemesi ile mesgul. sanirim 15:30 gibi hastanedeki isi bitecektir ve ondan sonra sevim anneyle beraber eve gelecekler. herhalde aksam 20:00 beslenmesine anne-baba olarak gideriz.

Cumartesi, Kasım 04, 2006

hafta 36






lale güne banyosuyla başladı. umarım büyüyüp kocaman olduğunda, onun çırçıplak vidyosunu internete koyduk diye bize kızmaz.






banyodan sonra da, kızımı besledim, biberonla başlayıp, sondayla bitirdik seansımızı. yemekten sonra biraz sosyalleştim kendileriyle.




bu arada ali son derece uykuluydu, ne meme, ne de biberon kullandı kendisi. adeta bizimle inatlaşıyor gibiydi. üstelik biz onu öyle uyandırmaya çalışırken arada bir de gülüyor, o zaman çok korkuyoruz, oyuna gelmeye başladık mı diye. anladığım kadarıyla, beni görüp, tanıyıp, sevinip, gülümsemeleri için şu 100 günu bir devirmemiz gerekiyor.







günün güzel havadisi, lale de kuvözden çıktı, görüldüğü üzere, yakınlaştılar. lalenin kalbi ve soluması hale monitörlerle takip ediliyor. ama doktorumuz vücut sıcaklığını kendisinin düzenleyebilecegine karar vermiş olmalı, altında bir ısıtma ünitesi artık yok.

bugün itibari ile 36. haftadayız. lale henüz doğum kilosuna gelmediğinden, anne sütüne protein katacaklar (burda proteine yumurta-akı anlamına gelen bir sözcük öbeği kullanıyorlar). ali beyimizin çehresine yansıyan bir kilo değişimi başladı. unutmamak gerekiyor ki, doğum eylemi bugün gerçekleşseydi bile yoğun bakım ünitesine gelecektik. ikizlerin "normal bebek" sayılmalarına 2 hafta var.

hastanede olan bir güncel gelişme de, elifin odasının değiştirilmesi oldu, artık iki kişilik bir odada. hastanenin bir adet bir kişilik odayı boş tutması gerekiyormuş. elif şu anda hastane "ekstradan" kaldığı için, kendisini bir türk anneyle paylaştığı yeni odasına almışlar. ben daha görmedim, sevim annemden dinledim.

bugün evimizde de hummalı bir çalışma yaptım. çocuk odası olacak oda, son haline oldukça yaklaştı. bugüne kadar birçok yakınımızı ağırladığımız şişme yatak yerini, açınca bir kişiyi ağırlayan, toplayınca süt koltuğu olan bir ikea ürününe bıraktı.

ayrıca bir bebe yatağını monte ettim, matrasını, hatta mobilini bile ayarladım. ancak ikinci yatakta imalat hatası çıktı, bununla ilgilenmem gerekecek.

o odadaki bilgisayar, salonda eskiden kitaplığın durduğu köşeye geçti, kitaplık ise yemek masasının arkasına. yani ev ciddi olarak deri değiştiriyor, yarın biraz matkap işi var. önümüzdeki hafta evimiz bebişlerimize hazır hale gelecekler.

Etiketler: ,

Cuma, Kasım 03, 2006

rahat nefes

bizim açımızdan, lalenin beyin ultrasonunda geçen hafta keşfedilen noktacık meselesi kapandı.

ikincil (neonatal açıdan birincil) doktorumuz şükrü genco, bu beneğin tıbbi açıdan implikasyonu olmayan bir kan pıhtısı olduğuna hüküm getirdi. kendileri, beneği 3-4 ay içinde tamamen kaybolana kadar gözleyeceklerini, ama bir sorun olmayacağını düşündüğünü söyledi.

ali tüm biberonunu üstüste iki defa kendi başına bitirmesiyle bir aferin kazandı, lale dün almaya başladığı ilk 60 gramıyla.

taze annelik ve taze babalık endişerlerini saymazsak, ki saymayalım, rahat bir nefes aldım ben bugün, (erkek körlüğüm nüksetmediyse ) sanırım elif de.

haber vermekte geciktiğim için ve endişelenenleri beklettiğim için özürlerimi sunarım.

yarın akşamki programda, lale hanımın banyo vidyosu olacak kısmetse. duyrulur.

beschuit met musijes




lieve wendy, miljoen keer bedankt!
en az 100 beschuit'e (etimek), yağ ve muisje (anasonlu şekercikler) sürerek bana büyük bir kıyak yaptı.















"mesai"ler, tüketimde.

Etiketler:

doktorlarimiz

bir de kisa doktor listesi:

doktor duki: yazilisi dhouki gibi bisey galiba, ben ona dukki dukka demeyi seviyorum. kendisi bir hintli ve oldukca meshur bir jinekologmus. hastaneye ilk geldigimiz gece on call doktordu. (hastanede nobetci bir jinekolog bulunmadigini duymak sinirlerime ne kadar iyi gelmisti anlatamam) "kisa surede doguracak gibi gorunuyorsun" demisti. ongorusu yanlis cikti. anestezi uzmanini beklemeye kararliydim ben (evet anestezist on call bile degildi, sabah 8'den once ise gelmiyordu)

doktor herringga: iste benim pehlivanim, catalkaram. kendisiyle ilgili bilgileri daha onceki bir postta vermistim. ayrica insaat kepcesi gibi elleri oldugunu ekleyeyim.

doktor goudsmit: ilk pediyatrimiz. laleyi hayata donduren kadin. esprili, hafif kacik bir tip. koray onu cok seviyor. simdiye kadar hep onunla gorustuk cocuklarin durumunu. benden baydi kadin.

doktor henko: bunun nasil yazildigini biliyorum. doktor genco, yeni pediyatrimiz. neonatoloji dalinda uzman. geldigimizden beri tanistigimiz herkesin bahsettigi turk doktor. gecen hafta antalya'da tatildeydi. kendisiyle dun tanistim ve tanisir tanismaz iste adamim bu dedim. insana guven veren, alcakgonullu bir durusu, rahatlatan bir ses tonu var. fu'den gelmis buraya. konusuna hakim bir insan izlenimi birakiyor.

Perşembe, Kasım 02, 2006

hemsirelerimiz

dogar dogmaz anne babasiyla yogun temas halinde gecirecegi bir doneme giren cogu bebegin aksine ali ve lale ebeveynlerinden cok NICU hemsireleriyle sosyallesiyor. dolayisiyla ileride belki ilk haftalarini kimlerle gecirdiklerini merak ederler diye aklimda kalan hemsireleri kisaca anmak isterim.

gorebildigim kadariyla NICU unitesinde gunde uc shift var. her shiftte en az iki hemsireye rastliyorum. bu hemsirelerin coguyla ilk iki gun tanistigimiz icin hemen hemen hicbirinin adini bilmiyorum. cok ayip. soramiyorum da. rezalet. herneyse, cogunu seviyorum. cok tatlilar ve bebeklere oldukca sahici gorunen bir sefkat gosteriyorlar. tabi aslinda isleri bu.

sandra: in order of appearance, ilk gordugum kadin bu. genc, iri yari; mavi gozleri ve devamli atkuyrugu yaptigi uzun sari saclari var. tonton ailesinden firlamis gibi gorunuyor. rahat anlasiyoruz. ilk gece yarim saat kadar hic durmadan konusup cocuklar hakkinda daha sonra cogunu hatirlamadigim bir suru sey anlatmisti. cok ilgili ve her turlu bilgiyi paylasmaya, canimiz sikkin veya endiseli gorundugumuzde gelip muhabbet etmeye hep hazir.

yasli hemsire 1: koray da annem de bu kadina sinir oluyor cunku kadin hic durmadan ve anlayip anlamadigimizi pek umursamadan hollandaca birseyler anlatiyor. cocuklarla ilgili tabii. yani aslinda cok yardimsever ve birimdeki en titiz hemsire bu. obsesiflikten bahsedebiliriz. cocuklar icin kendi kestigi renkli karton kapaklari olan incecik defterler hazirlamis, uzerine zurafa, fil resimleri filan yapistirmis. her nobetinde mutlaka "lieve ali" veya "lieve lale" diye baslayan gunluk yazilari yaziyor. lalenin defterine renkli monitor kablolarindan bookmark bile yapmis. her gordugumuzde gulsek mi aglasak mi bilemiyoruz. kahverengi kizil kisa sacli, kalin siyah kemik cerceveli gozlukleri, daima elektrik soku yemis gibi bakan, gozkapaklari olmadigindan suphelendigim koca gozleri var.

hannah: dil bakimindan anlasmakta zorlandigimiz diger bir kizcagiz bu. ayrica cocuklarin gunlugunde entrisi olan diger hemsire. pek parlak bir zekaya sahipmis gibi gorunmuyor ama cok tatli ve iyi niyetli, gencecik bir kiz. ingilizce zayif ama norvecce biliyor.

yasli hemsire 2 (pauline): bu kadini cok az gordum. ama bu sabah aliyi beslerken o kadar cok opup kokladi ki bahsetmeden olmazdi. yasli hemsire 1'den catlak olmasin, bu da epey catlak bir kadin. yari ingilizce yari hollandaca anlasiyoruz.

kisa sacli tombik olan: dort aylik bir bebegi varmis. gece nobetinde filan gorunce icim aciyor. ufak tefek, pek hollandaliya benzemeyen kucuk cekik gozlu, cizgifilm karakteri gibi bir tip. ingilizcesi baya iyi. tatli, konuskan, anlayisli bir kadincik. seviyorum.

ingiliz hemsire (laura): konusurken oh be dedigimiz ama soguk nevale oldugu icin cok sevmedigimiz kadin. amc'nin NICU'sundan gelmis. asiri premature bebeklerle ugrasmak zorunda kaldigi icin oradan nefret ediyor. (dusununce gercekten de korkunc) bize ozellikle bebek nasil tutulmali, kaldirilip tasinmali, ne zaman korkar, ne yaptiginda hayatindan memnun demektir gibi konularda cok faildeli bilgiler verdi. o yuzden ukala da olsa memnunuz.

clubber hemsire (ellen): en cok gorduklerimden biri bu. ingilizce konusmayi pek sevmedigi icin cok muhabbet etmiyoruz. aslinda cok konuskan da degil zaten. genc iste. kisa, dik dik jolelenmis sari balyajli saclari nedeniyle kendisine bu lakabi uygun gordum.

daha aklima gelen olursa eklerim.

>>>>>chantal: dun aksamin nobetcisi. hos ancak bircok hollandali kadin gibi iri kiyim bir hatun. kendisi bes aylik hamile olup scatterbrain sendromundan muzdarip oldugu icin listemize girmeyi hakediyor. su ana kadar benim gorebildigim kadariyla kapatmadigi bir biberon kapagi yuzunden alinin ustune sut dokulmesine, asiri isittigi mamanin lalenin agzini yakmasine sebep oldu. ozunde iyi bir kadin. >>>>>
>>>>>>chantal'i bugun isaret parmaginda koca bir bandajla gorunce once ne oldugunu sormaya korktum. parmagini yakmis. acilde ikinci derece yanik demisler. haftaya calismiyormus. rahatladim, ne yalan soyleyeyim.

Çarşamba, Kasım 01, 2006

boven ij'da uzatma kararı

perşembe günü elifin boven ij'daki 9. günü doluyor ve hastahenedekiler kendisini taburcu etmeye hazırlanıyorlardı. elifin günde iki kere hastaneye gidip gelmesi gerekecekti. ama sigorta şirketimizle temasa geçip elifin hastanede kalması için gerekli olan mutabakatı sağladık.

hastaneden çıkınca red light districtte çalıştığını iddia eden bir lakap taktığımız bir hemşire var, dün gözlerini yuvarlaraya yuvarlaya, "ben burda çalıştığım sürece, kimse 9 günü aşamadı" demiş. insanın siniri bazen boğazında düğümleniyor denyolukları karşısında.

alinin günlük içmesi gereken süt miktarı, onun içebildiği süt miktarından hızlı arttığı için sondası (burundan mideye giden tüp) geri geliyor. ama hala yatakta yatıyor. kat kat ortüyorlar, yine de elleri soğuk oluyor (ama ateşini takip ediyorlar hep). ali, dün kilo kaybetmemişti. bugün 30 gram almış. ağırlık iğrisinin birinci türevi negatiften pozitife geçti yani.

annesi lalenin süt emme performansından daha memnun. aliden daha fazla çaba sarfedebiliyor diyor. ama o dün 40 gram kaybetmişti. bugunkü verisini görmedim, ama 1900'ün altına düştüğünü gördüm, gerçi doktorumuz ağırlığın en önemli şey olmadığının altını çok çizdi. ama serpilsin istiyor ana-baba yüreği. o hala kablolu ve üstü açık kuvözünde. bir şişeyi genelde bitiremiyor, içemediğini sondasından veriyorlar.

bir de bugün ilk defa öpüp kokladım çocuklarımı. aliyle birazcık dinlendik hatta. inanılmaz bir enerji kapladı içimi.

büyük saatli maarif takvimi

yakınımız deniz, sağolsun yine inanılmaz bir detay iliştirdi hayatımıza: bebişlerimizin doğduğu günün büyük saatli maarif takvim yaprağı. her sabah açık radyoda takip ettiğim bir program vardı, bunu okuyarak başlarlardı, bayılırdım. 10 yaşında babaannemin evinde eski yaprakları okumaya da bayılırdım. o zamanlar bir de doğan çocuklara verilecek adlar olurdu, artık yok.

1427 hicri şevval 2
Günün kısalması 2 dakika
1422 rumi ekim 11
yıl 2006, ay: 10, gün: 297 Hızır:172 (bu nedir peki?)
25 ekim salı, birleşmiş milletler örgütünun kuruluşu: 1945 (arka sahifede örgütün geçmişi var, bir önemli olay da Behçet Kemal Çağların vefat yıldönümü imiş)
Dost seçerken titiz davran, az yanıl. Dr. Faruk Bayülkem (Sanırım kendisi fiş yazarı)
Yemek listesi: çorba, etli nohut, pilav, turşu, komposto (hakkaten de askeri yemek gibi, ancak 2 çeşidi elimine etmek gerek)
Akrep burcunda doğanlar: ... başarılı olacağı meslekler arasında: yöneticilik, komutanlık, müzisyenlik, çiftçilik ve teknik mühendislik.

haftalık


ali ve ilk/tek ziyaretçimiz can amca.

lale ve ilk/tek ziyaretçimiz can amca.

alicik uyumayı seviyor.

tabi lalecik de öyle.

baba olmaya can atma sebeplerimden biri böyle bir uyku uyuyabilmekti. burda provadayım, uyumuyorum ama, hayatın en dinlendirici anlarından birini yaşıyorum.

bu da laleciğin ilk vidyosu, banyosundan hemen sonra.

Etiketler: ,