ali ve lale
ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.
Çarşamba, Mart 28, 2007
Cumartesi, Mart 24, 2007
Salı, Mart 20, 2007
sutten agzi yanan lale
lale bugun boven ij'da kontrolden gecti. yuzde ucluk egrinin ustune denk gelmesi icin doktor biraz kasiyor gibime geliyor ama yapacak birsey yok. bizi ciddiye alin diye haykirsak bile durumun degismeyecegi asikar. haftada 70 gramlik kilo artisini yeterli buluyor doktor (gun itibariyle 5310 gram). bir de donup bana "sen de ufak tefeksin" dedi. evet ama ben mamami yiyormusum, bu genetik bir durum demedim. gelecek haftaki genel kontrolden sonra hastane degistirmeyi dusunuyoruz, dondugumuzde belki yeni bir doktorumuz olur. aklima takilan tek sey, yeni doktordan ilac alip alamayacagimiz. simdiki doktorumuz ilac icin fazla ugrastirmiyordu bizi.
pediyatrik muayeneden once logopedie ile randevumuz vardi. kadina derdimizi anlattik. o da bize "yarim saatte icmedigini birakin, icmesin" dedi. kimseye anlatamiyoruz ki biz bu ugrastigimiz kadar ugrasmasak lale o 70 grami da alamayacak. bir ogunu ac gecirmesi onun icin birseyi degistirmiyor. eger o gun yeme modunda degilse ertesi ogunu de bos gecebiliyor, ve yine bu bir sonrakinde biberonunu silip supurecegi anlamina gelmiyor.
herneyse, sinirlenmemeliyim.
yine de lale logopedie'nin ofisinde biberonunu neredeyse teklemeden bitirerek eminim bu alanda varolan bir murphy kanununu kendince bir kez daha ispatladi. (tamire goturdugumuz televizyonlar da tamircide piril piril calisirdi boyle) bir de guzel kaka yapti.
lalenin mutsuzluk ifadesini yazmak icin basladim aslinda bu posta. herhangi bir durumdan memnun olmadigini, sag eliyle onune gelen herhangi bir yuzeye ritmik bicimde pat pat vurarak anlatmaya calisiyor. bunu yaparken giki da cikmiyor. sessiz bir protesto bicimi...
Çarşamba, Mart 14, 2007
4.5 ay kontrolu
yavrular bugun dktp ve hepatit asilarinin ucuncu postasini oldular. bacaklari aciyor simdi bu yuzden, bir degince bin ah isitiyoruz. bugunden sonra asi takvimi de alti aylik bir tatile girdi.
consultatiebureau verilerine gore ali 7 kilo ve 63 cm, lale 5.2 kilo ve 59 cm. aralarindaki fark acilmaya devam ediyor. marjolein ali'yi "hey fatty, you're taking from your sister eh?" diyerek sevdi. alinin agirlik-boy orantisi kilo lehine degisiyor.
lale icin baska markalar, baska formuller deneyebilecegimizi soyledi marjolein. ben problemin mamanin tadi olmadigini biliyorum, zira anne sutunu sagip verdigimde onu da reddediyordu lale. (gecen hafta pompayi iade ettigimden beri anne sutu icmiyor) yine de hastanedeki hazir mama icme performansini dusunup, hadi deneyelim dedik ve ilk defa hypoallergeen olmayan bir mama icmis oldu. ilk seferinde tadini ilginc buldugu icin zorlanarak da olsa biraz icti. ikinci beslemede biberonu agzina koymak mumkun olmadi ve zorladigimiz icin bir bucuk saat boyunca agladi. hastane doktorumuzu arayip bir onerisi olup olmadigini sordum. "let her be" dedi. gelecek sali onu gormeye gidecegiz. o zamana kadar icat ettigim gece ortasi beslemesini de yapmamaya ikna oldum. ilk defa belki lalenin kilo kaybetmesine goz yumacagiz.
turkiyeye gitme tarihimiz yaklastikca biraz daha rahatliyorum. aslinda bir care bulma olasiligi dusuk gorunuyor. ama bu eger dusundugum gibi reflu yuzunden oluyorsa kanitini almak istiyorum elime. eminim burada adini bilmedikleri sittin tane test yapilabiliyordur turkiyede.
ali pazar gunu nezle oldu. ben hayatimda atessiz boyle bir hastalik gecirmedigim icin once reflusune verdim, sonra alerji oldugunu sandim ama herhalde nezleymis. iki gun burnu tikali oldugu icin epeyce mutsuzdu, oksurup tiksirmaktan uyuyamadi. ev bir anda biri yemek yemeyen digeri hastaliktan kirilan iki bebekle bunaltici bir hal aliverdi. dun aksamdan beri iyi. artik bircok derdini homurdanarak, mirildanarak, inleyerek, ya da derin derin ic cekerek, yani bol bol vidi vidi ederek anlatiyor. alinin cani yandigi veya caresiz kaldigi durumlar haricinde agladigini pek duymuyoruz (burada sehpaya vuruyorum tik tik, allahima bin sukur). aksamlari azan reflu ataklarini bile soylenerek gecistiriyor. gevezelik bakimindan babasina cekecegi belli oldu. dahasi, birkac gundur yuksek sesle gulmeye basladi. karsisina gecip eglenceli birseyler anlatma taklidi yaptigimda kesik bir kahkaha patlativeriyor.
Pazar, Mart 11, 2007
yorulduk
lale yine ciddi miktarlarda bırakıyor.
evde geçen seferki kadar ciddi bir mücadele ortamı da yok.
kocaman bir gülümsemeyle ağzını açıyor, ve biberon ağzının içinde olduğu sürece ağzını kapamıyor, naparsınız?
ali'nin reflü sıkıntıları iyice arttı. o da zaman zaman şişesini bitirmiyor ama o kendi kilosuna göre içmesi gereken rakamdan arttırıyor. lale ise, içmesi gerekeni biteremediği için, daha azını yaptığımız halde bitiremiyor.
ali'nin bir de burnu tıkandi ciddi ciddi. iyice rahatsız. uyuyamıyor da.
evde sürekli olarak en azından bir bebek vızırtısı var. günde 3-4 kez ortalama 45 dakika sessizlik oluyor. o arada da yemek falan yeniyor, yani sessizlik içinde bir aktivite yapma şansı yok.
en şımarık eleman benim. çoğu zaman bilgisayar başında yapacak bir "iş" oluyor. fiziksel olarak annem de elif de benden daha zordalar.
bu hafta sonu amsterdam güneşliydi.
ama biz bulutluyduk.
neyse ki fotograflarimiz neseli...


Cumartesi, Mart 03, 2007
bu hafta pt1
reflusu daha gozle gorunur gectigi halde, ali gunun laleye oranla daha buyuk bir kismini mutlu geciriyor. gozgoze gelmeniz halinde, gulucugu hazir ali'nin.

lale hanim ise daha cok manali bakislariyla yuregimize ilk izlerini birakiyor.

laleyi guldurmek cok zor demiyorum, eger rahatsiz degilse o da cok guleryuzlu olabiliyor.

kizimizin, saclari kirpildiktan sonra.

yeni oyuncaklariyla etkilesim halindeler. ali de lale de sallanan oyuncaklari ilgiyle takip ediyorlar.

hatta cok ac oldugunda, ali kendini kaptirip, oyuncaklari yemege de kalkisabiliyor.
konak illeti
alinin basinda epeydir konak var, kepek gibi birsey. hormonlarla ilgili bircok bebekte olurmus. biz simdiye kadar bu konuda hicbir fikrimiz olmadan cocugun kafasina yaglari surup durmusuz ama yagi surdukten sonra kesinlikle sampuanlamak gerekiyormus. bunu da dermatolog kuzen errol bize konagin ingilizcesini soyleyince kesfedebildim: cradle cap. yapilmasi gereken, cocugun kafasina badem yagi veya zeytinyagi gibi dogal bir yag surup, 15 dakika sonra yumusak bir fircayla tarayip sonra da sampuanlamakmis. konak ilerleyince ciddi kasinti yaparmis. alinin eliyle kasini gozunu oyup durmasi da bundan galiba. aklimiz cikiyor bir gun gozunu cikaracak diye.
bir cumartesi
*bugun banyoda aydim ve simdiye kadar nasil bakmamisim hayret ettim. bizim cocuklarin yukselenleri farkli. alinin yukseleni yengec, laleninki aslan.
*sevinc anne bize cumartesi izni verdi, 2 saatligine disari ciktik. hava nefisti. ne zamandir sayikladigim soup en zo'ya gittik. icinde 10 corba tarifi ve bir caz cd'si olan bir urun cikartmislar, hemen aldim. bir banka oturup ayaklarimizi kanala dogru uzattik ve corbalarimizi hupurdettik.
*ama esas vaktimizi oyuncakcilarda harcadik. iki tane muzikli kutu aldik. bir tanesi duvara asilan, uzerinde koyunlar donen harika bisey. digeri de mobilin kancasina takilan, statik mobilleri donduren bi urun.
*oyuncakcilar bizim gibi yeni ana-baba olmus bireyler icin cok tehlikeli mekanlar... benim ozellikle ahsap ve kumas oyuncaklara zaafim var. koray da gyroscope gibi teknik ivir zivir ve flut filan gibi muzikal urunlerle ilgileniyor, ikimiz toplamda bir oyuncak dukkani satin alacak staminaya ulasiyoruz.
*yeni kesfim sunlar. ama pek pahalilar.






















