ali ve lale
ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.
Cuma, Mayıs 30, 2008
Çarşamba, Mayıs 28, 2008
ik zag twee beren
lalenin son gunlerdeki favori sarkisi. baby tv sagolsun, biz de bildik soyledik.
ik zag twee beren
broodjes smeren.
o, dat was een wonder!
't was een wonder boven wonder,
dat die beren smeren konden.
hihihi, hahaha,
ik stond erbij en ik keek ernaar.
kabaca su demek:
iki ayi gordum
ekmege (yag) suruyorlardi
amma acayip is
hayret hem de ne hayret
ayilar nasil surebilir ki
orda durup oyle baktim
bunun boyle yilanli tavsanli bi suru kitasi olan versiyonu da var ama biz bunu soyluyoruz. soyluyoruz derken, lale hi hi hi hahaha kismina katilmaya calisiyor. bazen de maymunlara havuc soyduruyoruz.
ik zag twee apen
wortels schrapen
o, dat was een wonder!
't was een wonder boven wonder,
dat die apen schrapen konden.
hihihi, hahaha,
ik stond erbij en ik keek ernaar.
Pazar, Mayıs 25, 2008
Salı, Mayıs 13, 2008
Cumartesi, Mayıs 10, 2008
Çarşamba, Mayıs 07, 2008
lale bugun kismen daha az oksurdu. allahim nolur neyse geciyor olsun. yarin sabah doktor randevumuz var. hic degilse cigerlerini bi dinlesinler.
kresteki leidster hanneke lale hooikoorts olabilir dedi. telefonda once tokezledim, "yok hic atesi yok" filan dedim. sonra aydim hay fever demek istedigine. hay fivir be! neyse bugun cocuklari krese almaya gittigimde manzara aynen soyleydi (keske bir fotograf makinasi olsaydi): lale disarda betona oturmus hanneke ona mama yediriyor. lale'nin surati komurcu ciragi mi desem, baca temizleyici cocuk mu desem toz toprak, kurumus sumuk, mama karisimi komple bir maskeyle kapli. kafami bi kaldirdim, seke seke ali geliyor kum havuzunun ordan. iki gundur cocuklari opecez derken yuttugumuz kumun haddi hesabi yok, umarim bu kumlar onlara da girdigi gibi kolayca cikiyordur. herneyse, ali kafasini kuma gommus belli ki. surat nasilsa simsiyah is icinde. ikisinin de elleri, tirnaklarinin ici filan kapkara. sabah giydirdigim sifir yazlik kiyafetler (burda yaz olmadigi icin gelen yazlik kiyafetlerin bir kismi hic giyilmeden giyilemeyecek kadar kuculdu, simdi kalanlara kastira kastira sokmaya calisiyorum cocuklari) tam bir omo reklami, kaynaklarini tahayyul edemedigim lekelerle kapli. herneyse, lale hanneke'yi seviyor. nasil gulucukler atiyor, nasil isveleniyor belli degil. hanneke de lale cok esprili ali cok ciddi dedi. halbuki ali evin kikirigidir. o kadar komik kikirdiyor ki bazen karsilikli kopuyoruz ortada birsey yokken.
Pazartesi, Mayıs 05, 2008
practising speech
ali
bitti (genelde bisey yerken, yedigi sey bittiginde): bti, tibdi
hadi (merdiven inip cikarken sabirsizlanan anne lafi): hada hada hada hede (kac kere diyosam ustuste artik)
lale
minik kus bugun ogle yemeginde 10-15 dakika konustu. tek bisey anlamadik ama cok ilginc olaylardan bahsetti, kesin.
bu aralar en buyuk derdim lalenin bitmek bilmeyen oksurugu. haftalardir gecmiyor ve hicbir iyilesme belirtisi de yok. hatta son bikac gundur istahi kesildi, daha bi tanidigimiz laleye benzedi. ozellikle gece gecirdigi oksuruk krizleri sirasinda ici disina cikiyormus gibi korkunc sesler cikiyor. genelde de aglayarak uyaniyor bu krizlerden sonra ve bizim yataga tasiniyor. gecenin ilerleyen saatlerinde ali de huysuzlaninca koray gidip onun yaninda yere yatiyor. pek azimiz geceyi basladigimiz gibi tamamliyoruz ve odalar arasinda surekli bi trafik var. nokturnal gocebelik diyebiliriz bi cesit.
Pazar, Mayıs 04, 2008
Cuma, Mayıs 02, 2008
kirmizi dotlu maymunun izinde
bi laf ettik arkasinda durmamiz lazim. gecen hafta hollandalilar isa hazretlerinin kirkini yadederken biz cocuklarla maymun pesinde kosuyorduk. yani hayvanat bahcesine gittik ilk kez. olay spektakuler bi hadise olma potansiyeline sahip bi olayken, koray fotograf makinasinin pilini sarjda, ben en sevdigimiz hayvanlar kitabimizi evde unuttugum icin bir parca golgelendi. dahasi tepemizde dolasan kara bulutlar bes dakikada bir pitir pitir yagmur attirdigi icin gun boyu soylendim. ama tabii ki aylardir sabirsizliktan oluyoduk cocuklari hayvanat bahcesine goturmek icin, bu bizim cocuklarla beraber katildigimiz ilk atraksiyoundu, sirf bu yuzden bile bahse deger. ayrica gordugumuz turlu cesitli mahlukatin kaptan kusto cocuklari olan bizleri de cok etkiledigini belirtmek lazim. ben galiba bir kez gittim hayvanat bahcesine, gulhane'ye, hicbir sey hatirlamiyorum diye acip sozluge baktim, zaten hatirlanacak birsey yokmus. o yuzden rahatlikla ben de ilk defa gittim diyebilirim.
herneyse, yagmurdan kacacaz diye zamanimizin buyuk bi bolumunu akvaryumda, cocuklara dikdortgen camlarin arkasinda yuzen baliklarin beybi tivi olmadigini anlatmaya calisarak gecirdik. lale biraz mutsuzdu, hastalaniyor sanirim gene, o yuzden anladi mi emin degilim. ama ali irice baliklarin oldugu bolumde tirsti, cikmak icin huysuzlandi, bu yuzden onun biseylerin farkinda oldugunu dusunuyoruz. lale icin ozel olarak fil barinagini ziyaret ettik ve o sirada bahceleri temizlenmekte oldugundan daracik dort duvar arasinda hapsolmus fillerin stresi yuregimizi sizlatti. bir alay aslan vardi sonra, aslan bu aralarin favori hayvani cunku ses cikararak taklit edilebiliyor. ali de lale de aslan yap dedigimde ne oldugunu hatirlayabilirlerse pencelerini one dogru savurup vrowww yapiyorlar. keza gorili gogsumu yumruklayarak bam bam bam diye tanittigim icin ali oradaki gorillerden de ayni performansi bekledi. bi tane hasmetli goril abi ve sirtinda bebegiyle citkirildim (!) esinin burnumuzun dibinden salinip gecisini aliye gosterebilmek cok zevkliydi. kirmizi dotlu maymunlarin orda viyk viyk diye ciglik atip ziplayarak iki saskin bebege maymun anlatmaya calisan sacma kadin bendim. kirmizi ibislerin kafesinin onunde durup laleye "tu! tu!" (kus! kus!) dedirttik. iki bucuk uc saat sonunda ayaklarimizin acisina ve hepten huysuzlanan cocuklarimiza yeter deyip deniz aslanlariyla bocukleri baska bi gune biraktik ve uzun bir yoldan eve donduk. o gunden beri bi daha ne zaman gitsek diye dusunuyorum.

