counter statistics

ali ve lale

ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.

Cuma, Mayıs 30, 2008

heyecanla beklenen haber

Çarşamba, Mayıs 28, 2008

ik zag twee beren

lalenin son gunlerdeki favori sarkisi. baby tv sagolsun, biz de bildik soyledik.

ik zag twee beren
broodjes smeren.
o, dat was een wonder!
't was een wonder boven wonder,
dat die beren smeren konden.
hihihi, hahaha,
ik stond erbij en ik keek ernaar.

kabaca su demek:

iki ayi gordum
ekmege (yag) suruyorlardi
amma acayip is
hayret hem de ne hayret
ayilar nasil surebilir ki
orda durup oyle baktim

bunun boyle yilanli tavsanli bi suru kitasi olan versiyonu da var ama biz bunu soyluyoruz. soyluyoruz derken, lale hi hi hi hahaha kismina katilmaya calisiyor. bazen de maymunlara havuc soyduruyoruz.

ik zag twee apen
wortels schrapen
o, dat was een wonder!
't was een wonder boven wonder,
dat die apen schrapen konden.
hihihi, hahaha,
ik stond erbij en ik keek ernaar.

Pazar, Mayıs 25, 2008

ozgur ve buket

Blogged with the Flock Browser

Salı, Mayıs 13, 2008

küçüj plaj


Blogged with the Flock Browser

Cumartesi, Mayıs 10, 2008

blijburg plajinda yaz + beyin



beyin.

süper birşey. bilgisayarlara ilgi duymamın arkasında bu hayranlığın olduğunu düşünüyorum.

bellek mesela.
bellek mekanizmasi, sinir hücrelerinin belirli bir sekilde bir digerini tetiklemesi seklinde gelisiyor.
yoldaki hucrelerinin bir kismi zedelenince hafiza kaybi aliyor.
ezberleme denen meselenin bir kas aktivitesi oldugu cok acik.
tekrarlar sayesinde, hücreler tetikleme sekansını tekrar ettirebiliyorlar.

okulda din derslerinde dua ezberlerken, annem hep uyumadan 3-5 kere okuturdu.
ve çoğu zaman sabah da bir tekrar edince, olay biterdi.  koca koca sureler.

ben bunu bilgisayarin ram'ine cok benzetiyorum. o da elektrik kaybi oldugunda buharlaşıyor.
ama sabit-disk'e yazarsan, o zaman elektrik gitse bile, bilgi saklanabiliyor(diske zeval gelmezde).

serbest çağrışımdan, konumuza geri dönelim.
demin ust kata çıkarken, merdiven kapısını arkamdan kapadım/kapattım (hangisi doğru?).
ali bana bakıyordu, "bye bye" deyip el salladim.
bana el sallayip, arkasını dönüp gitti.

bazen lale ağlarken, ali gidip emziğini ve mavi filini bulup getiriyor.  bunlarına kavuşan lale, hemen susuyor.

bugun alinin emziğini arıyorduk.
laleye sordum, oturduğu yerden kalkıp, yemek masasının altına sürünüp çıkardı emziği. sonra cep telefonumu nereye bıraktığımı sordum, onu bilemedi.

lalenin kazağını, tiyşörtünü değiştirirken çok hızlı bir hareket ile ağzından emziğini çıkarıyor, kıyafeti çıkar çıkmaz geri sokuyor. ali bunu bilemediği için, sürekli takılır emziği.

kendine kızıldığında bunu karşılama şekilleri de görmeye değer. hele de kabahtlerini anlayabildilerse.
bize kızdıklarında ise, çok etkili bir silah geçmiş ellerine, var güçleriyle kendi kafalarına vuruyorlar.  aferim, zeki çocuklar.

bir de artık kardeşlik ediyorlar birbirlerine. aynı odada uyutuyoruz artık, konuşuyorlar bayağı birbirleriyle yatarken.  yuvada da birbirleriyle oynuyorlarmış henüz.
ama fena alıştılar, nocturnal gecelerde aralarına yere birimiz yatıyoruz ama daha fenası, her gece uykuya dalarken de yanlarında olmamız gerekiyor. ama her akşam o saatlerde, birimizden birimizin azıcık kestirmeye ihtiyacı da oluyor, tuhaf bir şekilde çok rahatsız değilim bu durumdan.

birbilerine yakınlarken "öp" diyince, ikisi de emziğini çıkarıyorlar ve ali uzanıp dudacıklarına bir minik buse konduruyor lalenin. elif de ben de dayanamayıp çocukların ağzını öpüyoruz bazenleri, çocuklar da şimdilik öpüşmeye böyle alıştılar.

bir yandan en doğal hakkım.
bir yandan da bunu ne kadar süreyle devam ettirdikten sonra, 'sapık' mertebesine yükseleceğim bilmiyorum.

ali bu gün laleyi kendi isteğiyle öptü. sonra lale 1 dakika falan kıkırdadı.
Blogged with the Flock Browser

Çarşamba, Mayıs 07, 2008

lale bugun kismen daha az oksurdu. allahim nolur neyse geciyor olsun. yarin sabah doktor randevumuz var. hic degilse cigerlerini bi dinlesinler.

kresteki leidster hanneke lale hooikoorts olabilir dedi. telefonda once tokezledim, "yok hic atesi yok" filan dedim. sonra aydim hay fever demek istedigine. hay fivir be! neyse bugun cocuklari krese almaya gittigimde manzara aynen soyleydi (keske bir fotograf makinasi olsaydi): lale disarda betona oturmus hanneke ona mama yediriyor. lale'nin surati komurcu ciragi mi desem, baca temizleyici cocuk mu desem toz toprak, kurumus sumuk, mama karisimi komple bir maskeyle kapli. kafami bi kaldirdim, seke seke ali geliyor kum havuzunun ordan. iki gundur cocuklari opecez derken yuttugumuz kumun haddi hesabi yok, umarim bu kumlar onlara da girdigi gibi kolayca cikiyordur. herneyse, ali kafasini kuma gommus belli ki. surat nasilsa simsiyah is icinde. ikisinin de elleri, tirnaklarinin ici filan kapkara. sabah giydirdigim sifir yazlik kiyafetler (burda yaz olmadigi icin gelen yazlik kiyafetlerin bir kismi hic giyilmeden giyilemeyecek kadar kuculdu, simdi kalanlara kastira kastira sokmaya calisiyorum cocuklari) tam bir omo reklami, kaynaklarini tahayyul edemedigim lekelerle kapli. herneyse, lale hanneke'yi seviyor. nasil gulucukler atiyor, nasil isveleniyor belli degil. hanneke de lale cok esprili ali cok ciddi dedi. halbuki ali evin kikirigidir. o kadar komik kikirdiyor ki bazen karsilikli kopuyoruz ortada birsey yokken.

Pazartesi, Mayıs 05, 2008

practising speech

ali

bitti (genelde bisey yerken, yedigi sey bittiginde): bti, tibdi
hadi (merdiven inip cikarken sabirsizlanan anne lafi): hada hada hada hede (kac kere diyosam ustuste artik)

lale

minik kus bugun ogle yemeginde 10-15 dakika konustu. tek bisey anlamadik ama cok ilginc olaylardan bahsetti, kesin.

bu aralar en buyuk derdim lalenin bitmek bilmeyen oksurugu. haftalardir gecmiyor ve hicbir iyilesme belirtisi de yok. hatta son bikac gundur istahi kesildi, daha bi tanidigimiz laleye benzedi. ozellikle gece gecirdigi oksuruk krizleri sirasinda ici disina cikiyormus gibi korkunc sesler cikiyor. genelde de aglayarak uyaniyor bu krizlerden sonra ve bizim yataga tasiniyor. gecenin ilerleyen saatlerinde ali de huysuzlaninca koray gidip onun yaninda yere yatiyor. pek azimiz geceyi basladigimiz gibi tamamliyoruz ve odalar arasinda surekli bi trafik var. nokturnal gocebelik diyebiliriz bi cesit.

Pazar, Mayıs 04, 2008

nazar değmeye

Blogged with the Flock Browser

Cuma, Mayıs 02, 2008

kirmizi dotlu maymunun izinde

bi laf ettik arkasinda durmamiz lazim. gecen hafta hollandalilar isa hazretlerinin kirkini yadederken biz cocuklarla maymun pesinde kosuyorduk. yani hayvanat bahcesine gittik ilk kez. olay spektakuler bi hadise olma potansiyeline sahip bi olayken, koray fotograf makinasinin pilini sarjda, ben en sevdigimiz hayvanlar kitabimizi evde unuttugum icin bir parca golgelendi. dahasi tepemizde dolasan kara bulutlar bes dakikada bir pitir pitir yagmur attirdigi icin gun boyu soylendim. ama tabii ki aylardir sabirsizliktan oluyoduk cocuklari hayvanat bahcesine goturmek icin, bu bizim cocuklarla beraber katildigimiz ilk atraksiyoundu, sirf bu yuzden bile bahse deger. ayrica gordugumuz turlu cesitli mahlukatin kaptan kusto cocuklari olan bizleri de cok etkiledigini belirtmek lazim. ben galiba bir kez gittim hayvanat bahcesine, gulhane'ye, hicbir sey hatirlamiyorum diye acip sozluge baktim, zaten hatirlanacak birsey yokmus. o yuzden rahatlikla ben de ilk defa gittim diyebilirim.

herneyse, yagmurdan kacacaz diye zamanimizin buyuk bi bolumunu akvaryumda, cocuklara dikdortgen camlarin arkasinda yuzen baliklarin beybi tivi olmadigini anlatmaya calisarak gecirdik. lale biraz mutsuzdu, hastalaniyor sanirim gene, o yuzden anladi mi emin degilim. ama ali irice baliklarin oldugu bolumde tirsti, cikmak icin huysuzlandi, bu yuzden onun biseylerin farkinda oldugunu dusunuyoruz. lale icin ozel olarak fil barinagini ziyaret ettik ve o sirada bahceleri temizlenmekte oldugundan daracik dort duvar arasinda hapsolmus fillerin stresi yuregimizi sizlatti. bir alay aslan vardi sonra, aslan bu aralarin favori hayvani cunku ses cikararak taklit edilebiliyor. ali de lale de aslan yap dedigimde ne oldugunu hatirlayabilirlerse pencelerini one dogru savurup vrowww yapiyorlar. keza gorili gogsumu yumruklayarak bam bam bam diye tanittigim icin ali oradaki gorillerden de ayni performansi bekledi. bi tane hasmetli goril abi ve sirtinda bebegiyle citkirildim (!) esinin burnumuzun dibinden salinip gecisini aliye gosterebilmek cok zevkliydi. kirmizi dotlu maymunlarin orda viyk viyk diye ciglik atip ziplayarak iki saskin bebege maymun anlatmaya calisan sacma kadin bendim. kirmizi ibislerin kafesinin onunde durup laleye "tu! tu!" (kus! kus!) dedirttik. iki bucuk uc saat sonunda ayaklarimizin acisina ve hepten huysuzlanan cocuklarimiza yeter deyip deniz aslanlariyla bocukleri baska bi gune biraktik ve uzun bir yoldan eve donduk. o gunden beri bi daha ne zaman gitsek diye dusunuyorum.