counter statistics

ali ve lale

ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.

Pazartesi, Haziran 30, 2008

siradan bir gun

gune her zamanki gibi uykusuz basladik. koray ve ben. ali ile lale tastamam 11 saat uyumus ve bomba gibiydiler. apar topar sutlerini verdim, ictiler. biraz sonra bol tereyaginda iki kucuk domates, iki yumurtali menemenlerini yediler. mama sandalyelerinde ayaga kalkip kalkip beni sinir ettiler. istemedigim kadar cok bagiriyorum bu yuzden. herneyse, ogle yemegine kadar vakit gecirmek gerekiyordu. biraz oynadik sanirim, hatirlamiyorum. sonra ben kenara cekilip onlari izlemeye basladim. 11'e dogru dayanamadim, icim gecti salondaki koltukta. bi zaman sonra avcumda biseyler hissedip uyandim. izmarit. ali. ali avcuma izmarit sikistiriyordu. hala uyanmayan beynimde cocuklar? bahce? gibi sorular dondu. ayaga bi firladim ki bunlarin elinde bir marlboro light kutusu, her yerde tutun, kirik sigaralar, izmaritler, vs. hiii!! ali bahcede izmarit buldugunda bize getirir atalim diye. simdi de sigaralar izmarit haline geldikten sonra bana getirmeye karar vermis demek ki. soyle bi suratlari kontrol ettim, tutun filan yemediklerini gorunce rahatladim. boyle durumlarda bazen kizmamak zor oluyor. bu sefer kizmadim hic, orda uyuya kalmak benim sucum zaten. hemen supurdum yerleri. gecenlerde yarim kavanoz tuzu yere bosalttiklarinda iki dakika oynayip dagitmalarina izin vermistim. onda kizdim cunku taa himalayalardan gelen tuza yazik olmustu. bahane oldugundan degil de, tutamadim kendimi. gene bir sekerlemeden uyanip lalenin duvarlarindan birini kara kalem cizigi icinde bulunca da kizmamistim. hatta aksam ali babasina cizikleri gosterip gururla "mooyy" dediginde koray "niet mooi" dedi diye koray'a kizdiydim. elimden geleni yapmaya calisiyorum genelde. ama asabi bi insan oldugumdan elimden cok fazlasi gelmiyor.
ogle yemegi cok sorunlu gecti. lale iki dilim peynir disinda bisey yemedi, sutunu icmedi, ali de yarisi nutellali olmak uzere bir dilim ekmek yedi sadece. sinirlendim. peynir surdugum ekmekler yuzustu yere atildi diye bagirdim. sandalyede ayaga kalktilar diye bir seferinde bogazim yirtilircasina bagirdim. korktular. sasirdilar. bu ise kesin cozum lazim.
ogleden sonra neyse ki hep beraber uzun uzun uyuduk. 3'te kalkip apar topar doktor randevumuza yetistik. bekleme salonundaki oyuncaklar bi elden gecti. kocaman iki tane oyuncak bebegi yanyana gorunce lale "bebeee bebeeee" diye bagirarak onlari kucakladi. ali okul otobusune plastik tencere kapaklarini yukledi, sonra sallanan "ceylana" bindi. siramiz gelince doktora lalenin agzinin etrafindaki kirmizi noktalari gosterdim. tahris dedi doktor. daha artarsa diye mantar kremi yazdi. eczanede kremi beklerken ali lalenin sallanan atta sallanmasina yardim ederek siradaki adamin birini guldurdu, bunun ustune utanip kucagima cikti. eve donduk. hava fena degildi. iki salkim uzum, dilimlenmis bir kivi alip cocuklari bisiklete yukledim. gezinerek onlari yedik. plaja gitmeye karar verdim. tekrar eve ugrayip kova kurek tirmik gibi kum ekipmani alip plaja yollandik. bisikletle 10 dakikada varilabiliyor, niye daha once aklima gelmemisti bilmiyorum. ali plajda anadan uryan kosusturan cocuklari gorunce ayakkabi ve coraplarini cikartma talebinde bulundu. cikarttik, bu sefer de kirik deniz kabuklari ayaklarina battigi icin gezinemedi. lale hemen kolami doktu. deniz kabugu topladik. top oynadik. ayaklarimi kuma gomup ayak bulmaca oynadik. kuslara, kopeklere baktik. eve geldik. sorunlu bir aksam yemegi yendi. az yendi yani. ustune birer ikiser cilek atistirildi, sonra aliyle lale denizlerin getirdigi koca diyarbakir karpuzunun bir kismini elleriyle bana yedirerek eglendiler.
uyku oncesi oyunlar icin ortaya cikarttigim yeni duplo tren epey dalasmaya sebep oldu. hepsini ali kazandi. iki gun sonra yuzune bakmiycaklar elbette. baba eve gelip bir heyecan ve sevinc dalgasi yaratti. babanin gobeginde ziplamak suretiyle biraz kuduruldu.
uyku saatinde ali her zamanki gibi yatmak istemedi ve kacarak, bagirip cagirarak, aglayarak protesto etti. babasi yine de yataga koyunca kabullendi. asagida yemegimizi yerken her zamanki gibi uyku oncesi kudurma seslerini (yatakta ziplarken atilan cigliklar, kakirdama ve kikirdemeler) dinledik. yemegim bittiginde kakirtilar hoykurtulere donusmustu. ciktim, yerlere attiklari uyku hayvanlarini, emziklerini topladim, susturdum, ve yataklarinin ortasinda hep serili olan battaniyenin uzerine uzanip hadi uyuyoruz dedim ve gozlerimi kapattim. lale birkac kez beni kontrol ettikten sonra uyumaya karar verdi. ali bir sure saga sola donerek uyku calismalari yaptiktan sonra kafasini kaldirdi, gulerek bana opucuk yollamaya basladi. ben de geri opucuk yolladim. ayaga kalkti, parmakliklarin uzerinden opucuk yollamaya devam etti. ben de dogruldum. opustuk. "hadi uyuyoruz" dedim. geri yatti ve bir sure sonra uyudu.

Cuma, Haziran 27, 2008

onumuzdeki milestone konusma, malum. bizim cocuklar henuz bu konuda pek bir asama kaydetmedi, daha bilincli olarak bir kez anne demediler sanirim. ara sira baba diyorlar. ali bir keresinde bana da baba dedi. baba eve herkesten sonra gelen tanidik figur demek olabilir yani.

hollandacalari ise turkceden daha ileride. tabi turkce soylenenleri daha kolay anliyorlar ama krese gide gele soylemeye yaklastiklari turkce sozcukleri de unutuyorlar.

ornek:

nee (okunusu ney): hayir
mooi (okunusu moyy): guzel
op (aynen): bitti, bos
dag dag (okunusu dah dah, ali ve lale tarafindan okunusu da-da): baybay

Pazartesi, Haziran 23, 2008

dayilarla

Blogged with the Flock Browser

Perşembe, Haziran 12, 2008

dostlarla

Blogged with the Flock Browser

Çarşamba, Haziran 11, 2008

kreste

simdiye kadar onlar hakkinda duydugum en guzel seyi hanneke soyledi bugun. bebeklere cok iyi davraniyorlarmis. "aslinda bebeklerle cok dikkatliyimdir ama onlarla gerek yok" dedi. bebek agladigi zaman oyuncak getirip veriyorlarmis. cok mutlu oldum.

Salı, Haziran 10, 2008

alelade bir gun

bugun sabah apar topar otobusu yakalamaya calisirken bisikletin anahtarlarini unuttugum icin aksam cocuklari kresten alamadim. koray isten erken cikmak zorunda kaldi bu yuzden. eve toplam 45 dakika icinde varmistim, tam bahcede guzel insanlarin hediyesi ciceklerimi sulamaya cikmak uzereydim ki lale onde ali arkada koray ortada cikageldiler. ali beni gorunce yuzunde "sen yok musun" gibisinden muzip bir gulumseme oldugu halde parmagiyle beni isaret etti. bisikletten aldigimda da bana sarilip cok makul bir vurgulama ile biseyler soyledi ama anlamadik maalesef.
lale de sevindi beni gordugune. ne guzel bir his bu...

Cuma, Haziran 06, 2008

horozumu kacirdilar


damdan dama ucurdular/suyuna da pilav pisirdiler... ne acikli bir turku, tekerleme veya neyse iste. cocuk sarkisi belki de. iki gundur hep aklimda. alinin biricik kedisi evin icinde kayboldu. 24 saatin 22'sinde alinin ya elinde ya agzinda olan, salya sumukten hep islak, genelde sut, biskuvi, bazen balik, bazen tereyag kokan, yikanmaktan tiftik tiftik olmus el boyunda kedisi. tuvalete bile girmedigi kalmamis mahluk nihayet yer yarildi icine de girdi. cope mi gitti acaba? bunun bir gun basimiza gelecegi belli oldugundan aynisindan bulmak icin haftalardir interneti tariyordum, yok yok hicbir yerde. ureten firma heralde uretimini durdurmus. ingilterede ne idugu belirsiz bir oyuncakcinin dandik sitesinde resmini gordum, adamlari aradim var dediler, o gunden beri para transferi yapmak icin iban vermelerini bekliyorum. onlar da hayatlarinda iban konseptini hic duymamis gibi davraniyorlar, tabi ben bu surede oranin bi oyuncakci olduguna ve ellerinde kedi olduguna dair butun inancimi yitirdim. gene de istesinler vericem parayi cunku baska yok, yok, yok...

bugun terapide de paylastigim bir oneriyi duyurmak istiyorum. olur da annelige hazirlanan birileri okursa feyz alsin. hamilelikle cocuk dogurmakla buyutmekle ilgili kitaplarda cocugun bilmem kac yasina kadar her ogun yiyecegi icecegi seylerin cetelesinden tut hastaneye dogurmaya giderken goturelecek cantaya konmasi gereken firca, ruj, basucu kitabina kadar turlu sacmaligi listeliyorlar. bir allahin kulu da cikip cocugun en onemli oyuncagini yedekli almaktan bahsetmiyor. ben ediyorum bakin. simdi olsa ayni kediden uc tane alirdim. yok ama iste allahin cezasi.