counter statistics

ali ve lale

ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.

Pazar, Ekim 26, 2008

küçük not: ülkemde blogspot erisimi da engellenmeye calisilmis sanırım.
hadi youtube'u ninjacloak.com gibi proxy'leri bilmeyenlerden sakladılar....

ama google'in ucretsiz bu servisini kullanmayan binlerce blogu nasıl tesbit edecekler de kimden nasil saklayacaklar?
nihayetinde, bildiğin sivillere amerikadan web sitesi açtırtacaklar.... yürü be.....

doğum günü 2.0

programımıza bir lale klasiği ile başlamak istiyoruz:


sonra da doğum günü sabahından bir kesit:


iste kresteki cilgin kutlama:


ve de fotoğraflar:

Cuma, Ekim 24, 2008

videolarla

uzun bir girdi olacak.
taksit taksit yayınlayacağım.

önce borçlu kaldığımız günlerin video'larına bakalım.
havuzda:

deniz kenarında:


hamakta:

üniversitede:

yaseminlerde:


gelelim daha güncel günlere...
ali ve ordeklerin aşkı:

kayyak vs. kaylolo:

ana-baba yatağı gibisi var mıdır?


ve şimdi de gelelim günün anlam ve önemini bildiren kısıma:
sabah hazırlıkları:


... devam edecek ...

Pazar, Ekim 19, 2008

bilen bilir, jamie oliver'a ne zamandir ciddi bir hayranlik beslerim. dunyanin en iyi ahcisi oldugundan degil, cok halkin icinden, "down to earth" bir hali oldugu icin. most of all. neyse, bu sevimli arkadas ingilizlerin channel 4 televizyonunda yeni bir programa baslamis. bu arada bu channel 4 her eve lazim bi kanal, illet oluyorum seyredemiyor olusuma. jamie'nin yeni programi ministry of food, kisaca ingiltere'nin kuzeyindeki bi kasabada yemek pisirmekten anlamayan bi kisim working class/living on benefits insanlara yemek pisirmeyi ogretmek uzerine kurulu. esas prensip herkesin birkac lezzetli ve basit tarif ogrenip bunu bilmeyenlere aktarmasi, yani "pass it on". bu programin ilk bolumunu yutubdan izleme sansina sahip olmustum birkac hafta once, evlerindeki ocagin nasil yandigini bilmeyen kadinlar filan var. birden fazla cocuk sahibi olup bu cocuklarina hic elleriyle yemek pisirmemis olan kadinlar var. annelerinden ogrenmemisler yemek yapmayi. mutfaga o kadar yabancilar ki yemek yapmaya korkuyorlar. zaten calisanlarin vakti yok. gercekten de yemek yapmak, en basiti bile olsa pisme suresiyle beraber ciddi zaman tuketen bir is. mutfaga onlar kadar yabanci olmadigim halde yemek yapmaktan korkmalarini anliyorum. bir de evde yemek yapmak malzemenin ucuz olmadigi yerde ucuza gelmiyor. hani bizde tasarruf olsun diye hazir yemek alinmaz, evde yapilip yenir ya, o yuzden cok garibime gidiyor bu durum ama burada da oyle iste. peki neyle doyuyor bu insanlar? take away, mikrodalga yemekleri, vs. ben bu memlekete gelmeden once bati medeniyetlerinde, hadi amerikayi gectim, avrupada insanlarin saglikli beslenmeyle ilgili bir bilince sahip olduklarini saniyordum. daha fazla yanilamazmisim. o yuzden ingilterenin de benzer bir durumda olmasini tahayyul edebiliyorum. zaten bu iki ulke de mutfak kulturleriyle unlu ulkeler degil.
neyse, bu program araciligiyla jamie oliver insanlarin isine cok yarayacak birseyler yapiyor. ilham kaynagi oluyor. oturdugum yerde bana bile. youtube'da jamie oliver ministry of food yazip date added ile siralatinca bu produksiyondan 7-8 yemek tarifi cikiyor. bu gece onlari seyrettim. jamie abi mutfak 101 formatinda anlatiyor herseyi. bicakla taze sogan dogramaktan omlet tarifine kadar. gaza gelip gecenin bir yarisi borek yaptim. gercekten cok muhim bisey mutfakta yonunu bulabiliyor olmak, temel seylerden haberdar olmak, yolunu yordamini bilmek. o programda bilmeyenleri gorunce anladim.

Cuma, Ekim 10, 2008

büyükanne (return of the hüzün)

ben büyükannemi kaybettiğimde fotoğraftaki kerem yaşlarındaydım.
yani hatırlayacak kadar büyüktüm ama keyfini çıkaracak dönemi kaçırmıştım.
ikizler tanıştıklarını hatırlamayacak şüphesiz...

hayat ile ölüm arasındaki muhasebede son satır yine değişti.
From buyukanne

Perşembe, Ekim 09, 2008

kararimi verdim

haftalarca ahsap ciftlik mi garaj mi bebek evi mi bebek arabasi mi diye kafa patlatip marktplaats'taki fotograflarin icine girmeye calisirken gozlerimi curuttukten sonra her zaman oldugu gibi alakasiz birseyde karar kilmayi basardim ve bundan siparis ettim. disari cikamadigimiz gunler ev icinde arpa yakmak icin iyi olur diye dusundum.

Çarşamba, Ekim 01, 2008

bir gunde ikinci post. allah sonumuzu hayretsin. neyse, bi de deliler gibi 2 yas hediyesi arastiriyorum da bu ara, su adamlara rastladim ve hastasi oldum oyuncaklarinin. ozellikle bu serinin.