counter statistics

ali ve lale

ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.

Çarşamba, Temmuz 08, 2009

ilk play date

bugun cocuklar ilk kez bir "play date" olayina girdiler. kendi kreslerinde ama farkli bir grupta olan, benim de annelerini ebeveynlik seminerinden tanidigim bir cocukla. sabah o yuzden krese goturmedim onlari, dogrudan onlara gittik.

bir sorun cikmadi. kavga gurultu olmadi. zaten cocuk da sakin, uyumlu, soz dinleyen, tatli bir cocuk. degisik bir ev, degisik oyuncaklar bizimkileri cezbetti ve bana neredeyse hic dokunmadilar. biz de kenarda oturup anne anneye sohbet ettik (vay be!) memleketin muzik zevksizliginin infantil yaslarda basladigini ogrendim. hollandali kucuk cocuklarin cok sevdigi bir grupmus su:



simdi bir daha baktim da, vasatlik acisindan bizim memlekettekilerden bir fazlalari yokmus. yalniz tabi biz evde susam sokagi seyredip ana okulu sarkilari soylemekte oldugumuzdan bana garip geldi. donus yolunda indirimli tonton dvd'si aldim ben. reddediyorum bu yasta cocuklari pop coplugune sokmayi.

Hollanda Halk Sagligi ve Cevre Enstitusunun tahminlerine gore sonbaharda her uc kisiden biri domuz gribine yakalanacakmis.

tatilden gelip hastaligin kucagina oturacagiz demektir. nefis.

simdi okullar, universiteler ve kreslerin kapanmasi gerekirse napiciiz diye tartisiyorlar.

tamiflu'larimizi hazirlayin lutfen.

hep birden kirilip gitmeyiz umarim.


edit: sincik gordum, Tamiflu'ya direncli viruslere rastlanmis.

Pazar, Temmuz 05, 2009

...

THE MANIFESTO OF THE IDLE PARENT


We reject the idea that parenting requires hard work
We pledge to leave our children alone
We reject the rampant consumerism that invades children from the moment they are born
We read them poetry and fantastic stories without morals
We drink alcohol without guilt
We reject the inner Puritan
We don’t waste money on family days out and holidays
An idle parent is a thrifty parent
An idle parent is a creative parent
We lie in bed for as long as possible
We try not to interfere
We play in the fields and forests
We push them into the garden and shut the door so we can clean the house
We both work as little as possible, particularly when the kids are small
Time is more important than money
Happy mess is better than miserable tidiness
Down with school
We fill the house with music and merriment
We reject health and safety guidelines
We embrace responsibility
There are many paths
More play, less work

Cuma, Temmuz 03, 2009

hiper ebeveyne dikkat


ben bu Steven Pont abiyi sevmeye basladim. (hem yakisikli da) usenmedim, bi yazisini daha cevirdim (bi de bu sayede nefis bi deyimler sozlugu kesfettim):


Gunumuz kresinden uc sahne: irrasyonel bir hastalik korkusundan dolayi cocuklarinin kum havuzunda oynamasina kesinlikle izin vermeyen anne babalar, cocuklarinin gununun nasil gecmesi gerektigini her gun en ince detayina kadar planlayip talimat veren anne babalar ve aksam geldiklerinde endise icinde cocuklarinin kavga cikardigini duymayi bekleyen anne babalar. Bir tahminde bulunmak guc ancak zamanla baska gelisim problemlerine sebep olmak pahasina asiri korumaci bir tutumla cocuk buyuten anne babalarin sayisi giderek artiyor. Bu cocuklar gun boyu oyle yogun bir anne baba ilgisine maruz kaliyorlar ki sonunda ruh sagliklarini yitiriyorlar.


Asiri korumaci ebeveynler, ki burada kendilerini hiper ebeveynler olarak anmak isterim, herseyden once dunyayi cocuklarin korunmasini gerektiren bir yer olarak goruyorlar. Ve bunun geregi olarak cocugun hayatini mikro duzeyde yonetmeleri neticesinde cocugun yeni tutumlari ozgurce test edebilecegi bir ortam neredeyse kalmamis oluyor. Hollanda'da da online kameralardan ebeveynlerin cocuklarini her dakika izleyebilecekleri kresler coktan acildi bile.


Bu yeni hiper ebeveynlerin cocugun yasaminda en fazla etkin oldugu donemler kres yillari ve ergenlik. Burada bir tuhaflik yok; bu ikisi zaten en cok denemenin yapildigi ve en fazla hatanin yapilmak zorunda oldugu donemler ayni zamanda. Asiri korumaci ebeveynler tam da bu hatalarin onune gecmek istiyorlar. Bu sekilde cocugun onemli gelisim asamalarina ket vurduklarini fark edemiyorlar. Ornegin cocuklar hata yapmak ve hatanin sonuclari arasinda bir bag kurmayi ogrenmek zorundalar. Cocuk parktaki tirmanma aletinden dusup dizini yaraladiginda bir dahaki sefer daha fazla dikkat etmeyi ogrenir. Dusme sonucunda aci duyulmadigi zaman cocuk gormeyi ogrenememek tehlikesiyle karsi karsiya kalir. Almanya'da bazi sigorta sirketleri hali hazirda kreslerde riskli acik alanlara yatirim yapiyorlar, zira mevcut oyun alanlarinin uyandirdigi (sahte) guvenlik hissi yuzunden cocuklar buyuyunce oyle zavalli yetiskinler haline geliyorlar ki daha sonra sigortalarina kat be kat fazla masraf cikiyor. (c.n. Elif burda hoykurerek guler)


Hollanda'da boyle bir sorun olmadigini dusunenler icin ipucu niteliginde olacak bir arastirma yaptim ve 43'u cocuk gelisimcisi 15'i yonetici toplam 58 profesyonel kres calisaniyla gorustum. Bu profesyonellere gore, hizmet verdikleri ebeveynlerden %19'u asiri korumacilardan olusuyor. Bu anne babalarin cocuklari kendilerinden emin olmayan, hemen sucluluk duymaya hazir, asabi, baskalarina bagimli, utangac bir goruntu ciziyorlar ve gelisme geriligi gosteriyorlar. Asiri korumaci anne babalara sahip cocuklarin %17'sinde soyle semptomlar gozleniyor: urkeklik, motor gelisme geriligi, daha az "kalkisma" ve genel olarak kendi kendine yetme konusunda eksiklik.


Columbia Universitesinde psikiyatri profesoru olan Michael R Liebowitz ebeveynlerin koruma durtusunun ileriki yaslarinda cocuga problem cikardigini dusunuyor. Ona gore, "Overprotectiveness brings out the worst in kids," zira panik bozukluk gosteren hastalarinin onemli bir bolumunu hiper ebeveynlerin cocuklari olusturuyor.


Cocuklar uzerinde iki turlu sonuctan bahsedilebilir. Hiper ebeveynlerden muzdarip cogu cocuk ya kendi kendine hicbir sey basaramayacagina ya da yenilmez olduguna inaniyor. Bay Kaktus'ten ogrenerek buyudukleri "kendi kendini alkislama" yontemini yetiskinliklerinde icten ice muhafaza ediyorlar. Hiper ebeveynleri sayesinde ne bedensel ne ruhsal hicbir yara almamis olduklari icin carpik bir benlik algisi edinmis oluyorlar. Ebeveynleri onlara hayatin zorluklarini ogretmek yerine zorluklardan nasil kacinabileceklerini ogretmek hatasina dusmustu. Hiper ebeveynler cocuklarini daha ortaya cikmadan once sorundan kurtarir. Sorun da bu.


Ustelik asiri korumaci ebeveynler bu isi bedavaya da yapmiyorlar. Anlasma soyle: onlar cocuklarin hayat yoluna gercekten de puruzsuz bir sekilde kaldirim tasi doseyecekler, ama bunun sonucu olarak cocuklar da cok ciddi basari gosterecekler. Bazi hiper ebeveynler sert oyunlar gibi onemsiz seyleri bile dert ediyorlar. Zira basari once gelir. Amerika'da 40.000 okul oyun alanini coktan ortadan kaldirdi. Bunlar cok tehlikeli bulunuyordu ve zaten zaman kaybiydilar. Onemli olan derslerdi. Koruyucu evet. Ama bu cocuklar o en tepedeki universitelere girdikten hemen sonra problemler basliyor.


Harvard Universitesi rektor yardimcisi Dr Steven Hyman bu konuda cok endiseli. Yeni hasat entellektuel acidan eksiksiz ama yeni ogrencilerin ruhsal dayanikliligi muhtesem bir kariyere sahip olmak icin genellikle cok yetersiz. Ebeveynleri onlari ruzgardan oyle bir korumuslar ki, en ufak bir esintide devriliveriyorlar. Yanyana duran butun gunes sistemlerini ezbere biliyorlar ama bir anlasmazligi cozmekten acizler. Sorun ciktiginda her zamankinden daha cabuk ortaya cikan, her zamankinden daha siddetli bir akut anksiyete nobeti geciriyorlar.


Problem sadece ogrencilerde degil. Bircok genc de olabildigince uzun bir sure genc kalmak istiyor. Bedenleri yetiskinlige eristiginde dahi bilincli olarak cocuksu tutumlarini devam ettiriyorlar. 1960'ta 30 yasindaki erkeklerin %65'i, kadinlarin ise %77'si yetiskin davranisi gosteriyordu. 2000 yilinda bu oranlar erkeklerde sadece %31, kadinlarda ise %46. Refah seviyesi gibi baska bazi faktorler de bunda etkili ama yetistirme seklinin payini kucumsememeliyiz. Hiper ebeveynleri yuzunden cocuklar artik buyumek istemiyor.


Sonuc; yetistirme seklinin cikis noktasi kirilmalardan kacinmak oldugu zaman cocuklar mutlaka kirilgan oluyorlar. Boylece ebeveynler de en korktuklari sonucla, yani yetiskin yillarini zorlukla geciren cocuklarla karsi karsiya kaliyorlar.

Perşembe, Temmuz 02, 2009

kustah sumukluler muhallebi cocuklarina karsi*

Steven Pont - gelisim psikologu, iliski ve aile terapisti


Yuzyillar boyu dunyada cocuk yoktu. Kulaga sacma geliyor ama dogru. Genc insanlar elbette vardi, ama cocuk dedigimiz sey yetiskinden bir parca farklidir ve biz bunu daha 18. yuzyilin sonunda ogrendik. O zamandan once cocuklara kucuk yetiskin muamelesi yapilirdi. Ciftlikte yardim etmeleri, doguya giden gemilerde tayfalik yapmalari ya da gunde 14 saat komur dolu arabalari madenin bir ucundan obur ucuna itmeleri beklenirdi. O zamanlar bu durum kimseye garip gelmezdi. Ya da mesela varlikli kesimlerde 11 yasindaki cocuklar 13 yasindaki cocuklarla evlendiriliverirdi.


Simdi bunlarin hepsi cok yeni oldugu icin her zaman iyi is cikaramiyoruz. Bu sefer kantarin topuzu obur uca kaciveriyor ve cocuklarimiza sert davranmak zorunda kalabiliyoruz. Hemen sonra aslinda cocuklarin "bireysel ego"larinin disa vurmalarina izin vermemiz gerektigi soyleniyor. Bu aralar ebeveynlerin kendilerini tepeden tirnaga tartip degerlendirdikleri bir donemdeyiz. Cocuk yetistirme konusuna cok onem veriyorlar ve bununla gurur duyuyorlar, ama biraz da homurdanmaya basladilar. Bu cocuklar da anne babalarindan biraz fazla sey beklemiyorlar mi? Bu sumukluler hafiften kustahlasmaya baslamadilar mi? Yetiskinler olarak yine dizginleri birazcik cekistirmemiz gerekmiyor mu? Bu arada cocuklar hayatlarindan gayet memnunlar. Genellikle anne babalarinin kendi iclerindeki bu ikilemi farketmiyorlar bile. Harcliklarini zamaninda aliyorlar, ne isterlerse yapmalarina izin veriliyor, ve anne babalarin arada bir su yetistirme meselesini nasil bir daha elden gecirebiliriz acaba diye kara kara dusunduklerini hic bilmiyorlar. Bir cok ailede ergenlik diye bir sorun uzun suredir yasanmiyor, zira anne babalar hemen boyun egiveriyorlar. Ve bir ergenin karsi koyup pes ettirerek elde ettigi bir kazanc onun acisindan pek de degerli olmuyor. Dolayisiyla eskinin anne baba boyundurugundan nasil kacabileceklerini kara kara dusunen cocuklarinin yerinde simdi nasil hem kiyak hem de gerektiginde sinirlar koyabilen anne babalar olabileceklerini kara kara dusunen ebeveynler var. O yuzden terazinin kefesi bu ara gene otoriteden yana dogru agirlasiyor.


*30 Haziran tarihli Metro gazetesinin cocuk gelisimiyle ilgili ozel ekinden

Çarşamba, Temmuz 01, 2009

yavrusunu kuzgun goren kargalarda gorme kusurlari ile ilgili bir inceleme

cocuk sahibi olmakla ilgili onemli endiselerimden biri cocugun butun hayatimi kapsayacagi idi.

cocugunun yaptiklarindan baska anlatacak birseyi kalmamis olan, cocugunun herhangi bir davranisini, ne kadar sacma veya uygunsuz olursa olsun, ballandira ballandira anlatan, cocugunu yere goge sigdiramayan, buhran sebebi annelerden olmamaya kararliydim.

zaten cokca konusan bir insan olmadigimdan bu karari uygulamakta zorlanmadim. kendi kendine istedigim gibi gelisti durum.

kirk yilin basi gorustugum arkadaslarimla da konum bittiyse cocuk meselesini gundeme getirmisimdir. o acidan hala olcup biciyorum agzimdan cikanlari.

ama bunu yapamayan annelerin ne gibi bir halet-i ruhiye icinde oldugunu gecen gun anladim. bu yasakli konuda konusmak icin icimde dayanilmaz bir istek duydugumda.

sabredip gece koray'a anlattim sonunda ve rahatladim. sonucta onunla da bu konuda konusmayacaksam kiminle konusacagim degil mi ama...

hani bizler cocugun o pek birseyden anlamadigi, cevresiyle iliski kuramadigi, cipil gozleriyle etrafi bile dogru durust goremedigi, anasini ananesinden ayirdedemedigi o ilk halleriyle biliyoruz ya.

o yuzden son derece normal, cocukca davranislarini bile mucize olarak yorumlayabiliyoruz.

olay da suydu: ali bulasik makinesinden kocaman bir tencere kapagi alip "bu ne?" diye sordu. "kapak" dedim. elinde evire cevire inceleyerekten gidip zip zip topunun ustune oturdu. "direksiyon bu" dedi, sonra kapagi direksiyon acisinda havaya kaldirip agziyla da vinn vinn efekti yaparak araba surmeye basladi.

bu sirada oyle duygulanmisim ki ayni anda hem aglamak hem de gulmek, kosup hemen bu olaganustu olayi birine anlatmak istiyordum. hicbirini yapmadim tabi, dudagimi isirip yemek yapmaya devam ettim.