allahim bitmesin bitmesin bu ruya
uc aylikken sut icmeyi birakan bir bebegin annesi ne hisseder? bunu henuz "coherent" bir ifadeye dokmeyi beceremeyecek kadar icindeyim olayin. kisaca soyle denebilir: son bir bucuk yilda hayatimizin gulluk gulistanlik oldugu bir donem hic olmadi. cocuklarimizi endisesizce bagrimiza basip "enjoy" edemedik. daha dogrusu ben edemedim, koray'a da ettirmedim.
kotunun iyisi gunler kotunun kotusu haftalari ve aylari saydik hep. en kotusunu, lalenin agzina gunde alti ogun siringayla sut siktigimiz, bu ogunlerden en az birini mutlaka kustugu, agzini acmamak icin tepinip katila katila agladigi birkac ayi hatirlayinca gozlerim karariyor. bugunler gecip de kati gida vermeye basladigimizda su veya bu sebepten, keyfi yok diye veya hasta diye agzina tek lokma koymamaya karar verdigi gunler boyunca hissettigim umitsizligi dusununce bogazim dugumleniyor. icten ice lalenin dehidre olmasini istemis bile olabilirim, boylece hastaneye kaldirilabilir ve hic degilse bir hafta sondayla adam gibi beslenebilirdi. sayisi hic de az olmayan extreme case'ler bir tarafa, devamli sifirin altinda seyrettik. koray'in bir hevesle baslattigi bu bloga yazmak icin hic istek duymadim. balayimiz cocuklarin hastaneden ciktigi, 1. aylarinin sonunda baslayip 3. ayin sonunda biten o iki aydi, onda da uykusuzluktan, yorgunluktan, sudan cikmisliktan perisandik. (gun yuzu gormedik anacim)
ama birbucuk yas itibariyle hayatimizda olan bu onemli degisiklik uzerine artik yazmak istedim. kime yaziyorum, kendim icin mi, birileri okusun diye mi, yoksa lale'ye ilerde serzenis olsun diye mi emin degilim. lale dort gundur kendi iradesiyle sut iciyor. elimde sutle geldigimi gorunce tipki ali'nin aylarca yapa yapa alistigi gibi emzigini cikarip yere yatiyor (biberonla veriyorum hala) ve alip sutu iciyor. bitiriyor. bir keresinde tek seferde 200 cc sut icti. bir hafta once ona gunde bu kadar sut verebildigimiz zaman gece yataga rahat gidiyordum ben. hakkim yok halbuki, yarim litre sut iciyor olmali. ama o kadar uzun suredir devam ediyor ki mucadelemiz, 300 cc sut ictigi zaman zafer kazanmis komutan gibi hissediyorum. aha da uzadigini gordum gibi oluyor. bu arada sut icmek dedigim sut icmek degil tabi. pap dedigimiz tahilli mamalarin icine bol kepce koydugum formulu kasikla vererek karsilamaya calisiyorduk sut ihtiyacini. lale pap'i da hic sevmedi. ne kadar uzun surerdi tanrim o seanslar, soytariliklar, hokkabazliklar... sabah yedi mi yemedi mi, bu sefer yiycek mi acaba, icine peynir ezsek mi, yumurta sarisi koysak mi, rengini gorunce reddediyor, rengini degistirmek icin sebze mamasi karistirsak mi (yaptik tabi, hem de baliklisindan. igrencti!), aksam yemegini yemesi icin huysuz olmamasi lazim, huysuz olmamasi icin uykusuz olmamasi lazim, uyudu mu uyumadi mi, sallamak mi lazim hadi sallayalim yoksa yemez, ali sus lale uyuyor uyandirma, bari ben aliyi yuruyuse cikarayim da lale uyusun, uykudan aglayarak mi kalkti eyvah, bu aksam yemez artik napalim... bana oyle geliyor ki hayat hic baska turlu olmadi. kendimi bildim bileli sanki lale nasil yiyecek diye dusunuyorum. ama iste son dort gunumuz oyle degildi. ve mutluyum gercekten.
peki ne oldu? cocuklar krese basladi. tek aciklama bu. orada ogle yemeginde bir dilim ekmegin yaninda soguk inek sutu veriyorlar. butun toddler ve ustu tayfa bir masanin etrafinda toplanip kendi baslarina yiyorlar ekmeklerini. iki tane leidster var, bunlar rastgele ekmeklere yag-recel veya krem peynir surup dagitiyor. cocuk kupasini kaldirmayi bilemeyecek kadar kucukse ona yardim ediyorlar. bu kadar. yasemin'in cem'i goturdugu yuvada gormustum, bir alay kadin cocuklarla oturup salcali sulu yemek, pilav filan yediriyorlardi cocuklara kasik kasik. nasil bir luks... burada boyle bir yer duymadim ben. oldugunu sanmiyorum. zaten ogleyin sicak yemek gelenegi yok.
iste lale bu ortamdan etkilendi diye dusunuyoruz. bilmiyorum kalici olacak mi. (elemterefis kem gozlere sis) ama lale'nin gecen haftaya kadar agzina surmeyip bu hafta tuketmeye basladigi seylerin listesi kaydadeger:
-sut, sicak veya soguk. cok uzun bir sure lale sirf soguk diye meyve yememisti. sonra da soguk olmasina ragmen yemege basladigi tek sey o oldu. yogurt hala yemiyor mesela.
-meyve suyu. tatli seylere de gicigi vardi. kalorili oldugunu biliyor diye dusunuyordum. bugun likir likir meyve suyu icti.
-biskuvi. aylardir lale'ye biskuvi yedirmeye calisiyorum. ona yediricem derken ali istemedigim kadar cok biskuvi tuketti. ama hem tatli hem de putur putur oldugu icin lale'nin biskuviyle iliskisi yalnizca isaret parmagini tukurukleyip biskuviye bandiracak kadardi. bugun birbucuk biskuvi yedi. tek seferde.
-puturlu yemek, sicak veya ilik. evdeki blender'dan gecirdigim yemekler yeterince smooth olmadigi icin lale yemiyordu ve aylardir cocuklara hazir mama veriyorum. lale sadece 6 aylik bebekler icin olani yerdi, cunku o muhallebi kivaminda putursuz. ciddi sicak olmadigi zaman ogururdu. ogurdugu zaman da yuzde 50 ihtimalle kusardi. lale dun kendimiz icin pisirdigim baligi, bugun ali'nin 12 ayliklar icin olan mamasinin yarisini, soguk moguk demeden yedi. kendisine isittigim her zamanki mamasindan daha buyuk bir istekle yedi hem. ustelik de hasta, surekli oksuruyor, cigerleri balgam dolu.
boylece bulutlarin ustundeyim birkac gundur. artik yazmaliyim dedim.
Etiketler: lale







































