counter statistics

ali ve lale

ali ve lale'nin hayat öyküleri -bazi karakterler duzgun goruntulenmiyorsa, browser'inizin encoding ayarinda UTF-8 secmeyi unutmayin. bu secenegi, view menusunde bulabilirsiniz.

Pazar, Nisan 27, 2008

allahim bitmesin bitmesin bu ruya

uc aylikken sut icmeyi birakan bir bebegin annesi ne hisseder? bunu henuz "coherent" bir ifadeye dokmeyi beceremeyecek kadar icindeyim olayin. kisaca soyle denebilir: son bir bucuk yilda hayatimizin gulluk gulistanlik oldugu bir donem hic olmadi. cocuklarimizi endisesizce bagrimiza basip "enjoy" edemedik. daha dogrusu ben edemedim, koray'a da ettirmedim.

kotunun iyisi gunler kotunun kotusu haftalari ve aylari saydik hep. en kotusunu, lalenin agzina gunde alti ogun siringayla sut siktigimiz, bu ogunlerden en az birini mutlaka kustugu, agzini acmamak icin tepinip katila katila agladigi birkac ayi hatirlayinca gozlerim karariyor. bugunler gecip de kati gida vermeye basladigimizda su veya bu sebepten, keyfi yok diye veya hasta diye agzina tek lokma koymamaya karar verdigi gunler boyunca hissettigim umitsizligi dusununce bogazim dugumleniyor. icten ice lalenin dehidre olmasini istemis bile olabilirim, boylece hastaneye kaldirilabilir ve hic degilse bir hafta sondayla adam gibi beslenebilirdi. sayisi hic de az olmayan extreme case'ler bir tarafa, devamli sifirin altinda seyrettik. koray'in bir hevesle baslattigi bu bloga yazmak icin hic istek duymadim. balayimiz cocuklarin hastaneden ciktigi, 1. aylarinin sonunda baslayip 3. ayin sonunda biten o iki aydi, onda da uykusuzluktan, yorgunluktan, sudan cikmisliktan perisandik. (gun yuzu gormedik anacim)

ama birbucuk yas itibariyle hayatimizda olan bu onemli degisiklik uzerine artik yazmak istedim. kime yaziyorum, kendim icin mi, birileri okusun diye mi, yoksa lale'ye ilerde serzenis olsun diye mi emin degilim. lale dort gundur kendi iradesiyle sut iciyor. elimde sutle geldigimi gorunce tipki ali'nin aylarca yapa yapa alistigi gibi emzigini cikarip yere yatiyor (biberonla veriyorum hala) ve alip sutu iciyor. bitiriyor. bir keresinde tek seferde 200 cc sut icti. bir hafta once ona gunde bu kadar sut verebildigimiz zaman gece yataga rahat gidiyordum ben. hakkim yok halbuki, yarim litre sut iciyor olmali. ama o kadar uzun suredir devam ediyor ki mucadelemiz, 300 cc sut ictigi zaman zafer kazanmis komutan gibi hissediyorum. aha da uzadigini gordum gibi oluyor. bu arada sut icmek dedigim sut icmek degil tabi. pap dedigimiz tahilli mamalarin icine bol kepce koydugum formulu kasikla vererek karsilamaya calisiyorduk sut ihtiyacini. lale pap'i da hic sevmedi. ne kadar uzun surerdi tanrim o seanslar, soytariliklar, hokkabazliklar... sabah yedi mi yemedi mi, bu sefer yiycek mi acaba, icine peynir ezsek mi, yumurta sarisi koysak mi, rengini gorunce reddediyor, rengini degistirmek icin sebze mamasi karistirsak mi (yaptik tabi, hem de baliklisindan. igrencti!), aksam yemegini yemesi icin huysuz olmamasi lazim, huysuz olmamasi icin uykusuz olmamasi lazim, uyudu mu uyumadi mi, sallamak mi lazim hadi sallayalim yoksa yemez, ali sus lale uyuyor uyandirma, bari ben aliyi yuruyuse cikarayim da lale uyusun, uykudan aglayarak mi kalkti eyvah, bu aksam yemez artik napalim... bana oyle geliyor ki hayat hic baska turlu olmadi. kendimi bildim bileli sanki lale nasil yiyecek diye dusunuyorum. ama iste son dort gunumuz oyle degildi. ve mutluyum gercekten.

peki ne oldu? cocuklar krese basladi. tek aciklama bu. orada ogle yemeginde bir dilim ekmegin yaninda soguk inek sutu veriyorlar. butun toddler ve ustu tayfa bir masanin etrafinda toplanip kendi baslarina yiyorlar ekmeklerini. iki tane leidster var, bunlar rastgele ekmeklere yag-recel veya krem peynir surup dagitiyor. cocuk kupasini kaldirmayi bilemeyecek kadar kucukse ona yardim ediyorlar. bu kadar. yasemin'in cem'i goturdugu yuvada gormustum, bir alay kadin cocuklarla oturup salcali sulu yemek, pilav filan yediriyorlardi cocuklara kasik kasik. nasil bir luks... burada boyle bir yer duymadim ben. oldugunu sanmiyorum. zaten ogleyin sicak yemek gelenegi yok.

iste lale bu ortamdan etkilendi diye dusunuyoruz. bilmiyorum kalici olacak mi. (elemterefis kem gozlere sis) ama lale'nin gecen haftaya kadar agzina surmeyip bu hafta tuketmeye basladigi seylerin listesi kaydadeger:

-sut, sicak veya soguk. cok uzun bir sure lale sirf soguk diye meyve yememisti. sonra da soguk olmasina ragmen yemege basladigi tek sey o oldu. yogurt hala yemiyor mesela.

-meyve suyu. tatli seylere de gicigi vardi. kalorili oldugunu biliyor diye dusunuyordum. bugun likir likir meyve suyu icti.

-biskuvi. aylardir lale'ye biskuvi yedirmeye calisiyorum. ona yediricem derken ali istemedigim kadar cok biskuvi tuketti. ama hem tatli hem de putur putur oldugu icin lale'nin biskuviyle iliskisi yalnizca isaret parmagini tukurukleyip biskuviye bandiracak kadardi. bugun birbucuk biskuvi yedi. tek seferde.

-puturlu yemek, sicak veya ilik. evdeki blender'dan gecirdigim yemekler yeterince smooth olmadigi icin lale yemiyordu ve aylardir cocuklara hazir mama veriyorum. lale sadece 6 aylik bebekler icin olani yerdi, cunku o muhallebi kivaminda putursuz. ciddi sicak olmadigi zaman ogururdu. ogurdugu zaman da yuzde 50 ihtimalle kusardi. lale dun kendimiz icin pisirdigim baligi, bugun ali'nin 12 ayliklar icin olan mamasinin yarisini, soguk moguk demeden yedi. kendisine isittigim her zamanki mamasindan daha buyuk bir istekle yedi hem. ustelik de hasta, surekli oksuruyor, cigerleri balgam dolu.

boylece bulutlarin ustundeyim birkac gundur. artik yazmaliyim dedim.

Etiketler:

Pazartesi, Ocak 21, 2008

homeopati

sanirim su anda uyuyor olmam gerekiyor. yani iyi fikirdi cocuklar sabah uykusundayken uyumak. ozellikle koray'in ise giderken beni defalarca "hadi cocuklar uyandi" diye durtmus oldugu dusunulurse. cocuklarla bioritmimizi uyumlulastirmaya calisiyorum oysa. ali mesela, bizim odada yattigi icin artik uyumlu davraniyor. sabahlari 10 dk'da bir kafasini kaldirip yerimizde miyiz diye kontrol eder, acliktan delirmedigi surece uyumaya calisir, sabri tukenirse karyola parmakliklari arasindan tombul elini uzatip yorganimi, sacimi basimi cekistirir. lale zaten yatakta kendi kendine hic birsey yapmadan, gikini dahi cikarmadan oyalanma rekortmeni bir cocuk. lalenin sabahlari kacta uyandigini bilen yok, onu sadece uyanik bulabiliyoruz.

herneyse, bugunku konumuz homeopati. yani benzer benzeri iyilestirir esasina dayali alternatif tip demeyelim, bence biraz buyuculuk, biraz kocakariciliktan ibaret olan bitkisel sifalandirma sistemi. duydugum kadariyla avrupa'da yaygin olarak basvurulan bir yontem. hollanda'da da bir suru homeopat varmis; bunlarin bir kismi tip egitimi almis, ev doktorlugu da yapan ciddi insanlar. burada agrikesici gibi birkac ivir zivir disinda her tur ilac receteyle verilebildigi icin homeopatik ilaclar almis yurumus vaziyette. her ezcanede, drugstore'da raflar dolusu homeopatik urunler bulmak mumkun. burun tikanikligindan alerjiye kadar turlu derde deva olduklari iddia ediliyor.

lalenin yeme bozuklugu icin gittigimiz terapi grubundaki bir anne bir yasindaki kizini bir homeopata goturup aldigi ilac ise yaramaya baslayinca ben de laleyi boyle bir yere goturmeye karar verdim. denemekten ne zarar gelecekti ki? sigortamizin bir olcude karsilama ihtimali de vardi. gruptaki kadinin gittigi, baska bir sehirde bulunan homeopat doktora gitmek yerine eve yakin bir yer sectim. son derece duzgun bir saglik merkeziydi. adamimiz da kafasinda tuy olan bir kizilderili filan degildi zaten. bir saat boyunca hamilelik, dogum ve lalenin yeme bozuklugunun nasil basladigina dair hikayemizi dinledikten sonra kararini verdi. "evet size birsey verecegim simdi" dedi. heyecanla "nedir" dedim. "natrium muriaticum" dedi. bu son derece havali ismin aslinda sofra tuzu oldugunu onceki gece tesadufen ogrenmis olan ben, adam beni karacahil sanmasin diye bu bilgimi kendisiyle de paylastim. "ja ja, aslinda tuz. bu hastanin bozulmus olan dengelerini yerine getirir. biz iyilesmeyi hastanin kendisinin yapacagina inaniriz" diyerek tuzun ise yaramamasi ihtimaline karsin kendini de garantiye aldiktan sonra uc adet tuz zerrecigini elmas sayar gibi dikkatle sayip bir kapsule koydu. eve geldikten sonra dusunmeye basladim, laleye hicbir yarari olmayacagina inandigim bu zerrecikleri kullanmali miyim diye. sonra lalenin istahi son 6 ayin en dusuk seviyelerine inince kaybedecek neyim var ki dedim ve uc gece ustuste bu tuz zerreciklerini uyurken lalenin agzinin icine itekledim. uykusunda bile yarim milimetre capindaki tuz zerrecigini tukurmeyi basarip olayi karanligin icinde sessiz bir mucadeleye donusturen kizima burdan mansiyon opucukleri yolluyorum. lale insallah buyuyup bunlari okuyabilirsin.

tabii ki lalede en ufak bir degisiklik olmadi. hatta homeopatik ilaclarin calisma prensibine gore baslarda gozlenmesi gereken kotulesme de yok ortada. sonucta sehirdisi filan demeyip hic degilse bir referansi olan adama gitmeye karar verdim. zira bu arada gruptaki kizin yeme problemi kalmadi. resmen bitti. her hafta biraz daha buyuyup gelistigini goruyoruz. annesi "artik herseyi yiyor, bu bir tesaduf olamaz" diyor.

Etiketler:

Pazar, Temmuz 08, 2007

disliler

ali'nin disleri 4 temmuz itibariyle patladi. cok sukur ikisinde de hastalik, ates filan gibi hep bahsedilen problemleri yasamadik. ama ali lale'den daha cok zorlaniyor gibi simdilik. cocugun gunduz uykulari bitti bir anda, yatagina yatirma girisiminde bulundugumuz an aglamaya basliyor ve ne kadar sallarsak sallayalim, ninniler, masallar anlatirsak anlatalim uyutamiyoruz cocugu. yataga koyunca elleri "beni alin" mealinde havada, soylenip tepinip duruyor. aksama dogru artik iyice sersemlesmeye, koordinasyonunu filan kaybetmeye basliyor. "zombik" (zombi+tombik) diyoruz kendisine.

lale'nin disleri aydinlik havada ufak ufak goze gorunmeye basladi. ikisi de isirdi mi artik can yakiyorlar.

bu gece aysu halayla sokagin basinda gecenlerde acilan ve disardan cok cool gorunen bara gidip, ikiser bira icip muhabbet ettik. biberon saatine kadar.

Etiketler: , ,

Cuma, Nisan 13, 2007

aaaaaa

lalenin favori harfi bu bugunlerde. agzini acip bizi bayiltana, kendi sesi kisilana kadar 'a' sesi calisiyor. soyledik kendisine nitekim, alfabe bu harften ibaret degil dedik, karsimiza alip 'eeee' 'eeeee' diye meledik ama kisa bir "aaeeaeooaaa" denemesinden sonra kendi bildigiyle devam etti.
tumansiz
iki neonatalog bir norolog sonra elimizde hala ciddi bir sonuc yok. kimse lalenin bir sorunu oldugunu dusunmuyor. ama en azindan mamalarina katki kullanmaya basladik. randevulari iki ay oncesinden kapanan son derece populer bir cocuk doktoru sagduyu gosterip bize lalenin mamasina karistirabilecegimiz bir karbonhidrat bir de protein katkisi onerdi. ben bunlarin hollandadaki karsiliklarini bulup muayeneye goturmustum. pat pat dozajlari hesapladi, lalenin ogun miktarini yuzde otuz azaltip bu katkilari kullanmaya basladik. lale de gene cok zorluyor. sanki birseyler dondugunu anlamis gibi bizim 'trick'lerimize daha az icerek karsilik veriyor ama bakalim... bir ay sonra bu cok populer doktoru tekrar gorecegiz kismetse.

haftaya bir de bebek psikiyatrina gidiyoruz. biberon savaslarinin lalenin ruhunda actigi derin yaralari tamir etmek icin ne gibi onerileri olacagini merak ediyorum. doktor bulduk sacalim zihniyetiyle kapilari asindirmaya devam ediyoruz.

yeni vitaminlerimize ve bebeklere uygun demir damlamiza bugun basladik. bir suredir milupa kullaniyoruz, pek hos vanilyali sut gibi bir tadi var. aylarca nutrilon'un igrenc tozlarini bana da icirselerdi ben de lale gibi istahtan kesilebilirdim. bu milupalar o kadar lezzetli ki gecen gun evde sut bulamadigim icin kahveme bile kattim iki kasik.

alinin dis bunalimi basladi. zaten bir suredir surekli salyalar saciyordu, simdi devamli iki parmagi agzinda inliyor. ona acilen dis halkasi almam lazim. soyle hollandada olmayan, afilli, sulu, gliserinli bilmemne cinslerden.

Etiketler: , ,

Salı, Nisan 10, 2007

ankara fotolari

henuz ailenin diger fertlerinden izin almadigim icin, bebeklerin solo fotolariyla baslayalim:

SANY1871FindikAliBerk

SANY1868FindikAliBerk

SANY1853FistikLaleBerk

SANY1837

SANY1836

Etiketler: , ,

Pazartesi, Nisan 09, 2007

2579

kalbimden kus ucusu uzakligimizin kilometre cinsinden degeri.

bebucukler buyuk anneanneyle tanisti. meric teyzelerde kucaktan kucaga gezindiler. kerem ince uzun parmaklariyla onlari yanaklarindan sevdi. cem amca ali'yi kucaginda pispislayarak uyuttu.
ananeyle
sedef teyzelerinin (sedef'e de teyze demek bana bir tuhaf geldi ama neyse) taa istanbuldan tasiyip getirdigi park yataklarda yatiyorlar, ana kucaginda oturup pusetlerde geziyorlar. lale uzun zamandir oldugu gibi benimle, ali de babaanne ve dedenin odasinda uyuyor.

ali burada cok uyumaya basladi. biberonlarini bitiremez, mama saatlerinde acikmaz oldu. gunlerce sarhos gibiydi. mahalle doktoruna goturduk, "biseyi yok, iklime adapte oluyordur" dedi. bu arada o da lale de har har oksurduler gunlerce. sonra dun ali'nin gozleri davul gibi olup, atesi 38'e cikip huysuzlugu tavana vurunca doktoru aradim. pazar gunu bir doktora zart diye cep telefonundan ulasabilme luksunu ozlemisim. herneyse, doktor iklim degisikligine bagli sogukalginligi teshisi koyup, bir (peditus) surup verdi. laleyi kusturan siddetteki oksuruklerini kuru havaya bagladigimizdan hulusi dede eve bir humidifier aldi. gercekten de daha iyi oldular. ama bugun konjuktivit laleye de gecti.
konjuktivitLale
lale gene icebilecegi minimum miktari icerek yasamaya calisiyor. yemek saatleri yipratici. alinin doktorundan gelen oneri kalori acigini kapatmak icin mamasina bir caykasigi sivi yag koymak. onumuzdeki uc gun doktorlarla gorusecegiz. bakalim daha neler duyacagiz...

Etiketler: , ,

Salı, Mart 20, 2007

sutten agzi yanan lale

lale bugun boven ij'da kontrolden gecti. yuzde ucluk egrinin ustune denk gelmesi icin doktor biraz kasiyor gibime geliyor ama yapacak birsey yok. bizi ciddiye alin diye haykirsak bile durumun degismeyecegi asikar. haftada 70 gramlik kilo artisini yeterli buluyor doktor (gun itibariyle 5310 gram). bir de donup bana "sen de ufak tefeksin" dedi. evet ama ben mamami yiyormusum, bu genetik bir durum demedim. gelecek haftaki genel kontrolden sonra hastane degistirmeyi dusunuyoruz, dondugumuzde belki yeni bir doktorumuz olur. aklima takilan tek sey, yeni doktordan ilac alip alamayacagimiz. simdiki doktorumuz ilac icin fazla ugrastirmiyordu bizi.

pediyatrik muayeneden once logopedie ile randevumuz vardi. kadina derdimizi anlattik. o da bize "yarim saatte icmedigini birakin, icmesin" dedi. kimseye anlatamiyoruz ki biz bu ugrastigimiz kadar ugrasmasak lale o 70 grami da alamayacak. bir ogunu ac gecirmesi onun icin birseyi degistirmiyor. eger o gun yeme modunda degilse ertesi ogunu de bos gecebiliyor, ve yine bu bir sonrakinde biberonunu silip supurecegi anlamina gelmiyor.

herneyse, sinirlenmemeliyim.

yine de lale logopedie'nin ofisinde biberonunu neredeyse teklemeden bitirerek eminim bu alanda varolan bir murphy kanununu kendince bir kez daha ispatladi. (tamire goturdugumuz televizyonlar da tamircide piril piril calisirdi boyle) bir de guzel kaka yapti.

lalenin mutsuzluk ifadesini yazmak icin basladim aslinda bu posta. herhangi bir durumdan memnun olmadigini, sag eliyle onune gelen herhangi bir yuzeye ritmik bicimde pat pat vurarak anlatmaya calisiyor. bunu yaparken giki da cikmiyor. sessiz bir protesto bicimi...

Etiketler: ,

Çarşamba, Mart 14, 2007

4.5 ay kontrolu

yavrular bugun dktp ve hepatit asilarinin ucuncu postasini oldular. bacaklari aciyor simdi bu yuzden, bir degince bin ah isitiyoruz. bugunden sonra asi takvimi de alti aylik bir tatile girdi.

consultatiebureau verilerine gore ali 7 kilo ve 63 cm, lale 5.2 kilo ve 59 cm. aralarindaki fark acilmaya devam ediyor. marjolein ali'yi "hey fatty, you're taking from your sister eh?" diyerek sevdi. alinin agirlik-boy orantisi kilo lehine degisiyor.

lale icin baska markalar, baska formuller deneyebilecegimizi soyledi marjolein. ben problemin mamanin tadi olmadigini biliyorum, zira anne sutunu sagip verdigimde onu da reddediyordu lale. (gecen hafta pompayi iade ettigimden beri anne sutu icmiyor) yine de hastanedeki hazir mama icme performansini dusunup, hadi deneyelim dedik ve ilk defa hypoallergeen olmayan bir mama icmis oldu. ilk seferinde tadini ilginc buldugu icin zorlanarak da olsa biraz icti. ikinci beslemede biberonu agzina koymak mumkun olmadi ve zorladigimiz icin bir bucuk saat boyunca agladi. hastane doktorumuzu arayip bir onerisi olup olmadigini sordum. "let her be" dedi. gelecek sali onu gormeye gidecegiz. o zamana kadar icat ettigim gece ortasi beslemesini de yapmamaya ikna oldum. ilk defa belki lalenin kilo kaybetmesine goz yumacagiz.

turkiyeye gitme tarihimiz yaklastikca biraz daha rahatliyorum. aslinda bir care bulma olasiligi dusuk gorunuyor. ama bu eger dusundugum gibi reflu yuzunden oluyorsa kanitini almak istiyorum elime. eminim burada adini bilmedikleri sittin tane test yapilabiliyordur turkiyede.

ali pazar gunu nezle oldu. ben hayatimda atessiz boyle bir hastalik gecirmedigim icin once reflusune verdim, sonra alerji oldugunu sandim ama herhalde nezleymis. iki gun burnu tikali oldugu icin epeyce mutsuzdu, oksurup tiksirmaktan uyuyamadi. ev bir anda biri yemek yemeyen digeri hastaliktan kirilan iki bebekle bunaltici bir hal aliverdi. dun aksamdan beri iyi. artik bircok derdini homurdanarak, mirildanarak, inleyerek, ya da derin derin ic cekerek, yani bol bol vidi vidi ederek anlatiyor. alinin cani yandigi veya caresiz kaldigi durumlar haricinde agladigini pek duymuyoruz (burada sehpaya vuruyorum tik tik, allahima bin sukur). aksamlari azan reflu ataklarini bile soylenerek gecistiriyor. gevezelik bakimindan babasina cekecegi belli oldu. dahasi, birkac gundur yuksek sesle gulmeye basladi. karsisina gecip eglenceli birseyler anlatma taklidi yaptigimda kesik bir kahkaha patlativeriyor.

Etiketler: , , ,

Cumartesi, Mart 03, 2007

bir cumartesi

*bugun banyoda aydim ve simdiye kadar nasil bakmamisim hayret ettim. bizim cocuklarin yukselenleri farkli. alinin yukseleni yengec, laleninki aslan.

*sevinc anne bize cumartesi izni verdi, 2 saatligine disari ciktik. hava nefisti. ne zamandir sayikladigim soup en zo'ya gittik. icinde 10 corba tarifi ve bir caz cd'si olan bir urun cikartmislar, hemen aldim. bir banka oturup ayaklarimizi kanala dogru uzattik ve corbalarimizi hupurdettik.

*ama esas vaktimizi oyuncakcilarda harcadik. iki tane muzikli kutu aldik. bir tanesi duvara asilan, uzerinde koyunlar donen harika bisey. digeri de mobilin kancasina takilan, statik mobilleri donduren bi urun.

*oyuncakcilar bizim gibi yeni ana-baba olmus bireyler icin cok tehlikeli mekanlar... benim ozellikle ahsap ve kumas oyuncaklara zaafim var. koray da gyroscope gibi teknik ivir zivir ve flut filan gibi muzikal urunlerle ilgileniyor, ikimiz toplamda bir oyuncak dukkani satin alacak staminaya ulasiyoruz.

*yeni kesfim sunlar. ama pek pahalilar.

Etiketler: , ,

Pazar, Şubat 25, 2007

4 ay

ikizler dun 4 aylik oldular. ali 6.5, lale 5 kilo.
bu buyumenin serefine yeni oyuncaklara yelken actilar. en buyuk degisiklik salonun ortasina yerlestirdigimiz "park"lari. ikisi de rahatca yatabiliyor, icine gym dedigimiz, ustunden oyuncaklarin sallandigi ahsap konstriksiyon da sigiyor. zemin su anda yerden 80-90 cm yuksekte. Ama cocuklar ayaklaninca (emeklemeye basladiklarinda), zemini alcaltabilecegiz de. fotograglarini onumuzdeki haftalarda sikca gorebilecegiz diye tahmin ediyorum.

ikizlerGym

laleCloseUp

aliCloseUp

onlerinden asma kopru gibi gecen oyuncaklar da yeni girdi devreye. artik etraflarina karsi cok daha duyarli ve ilgiler.
laleAraba

aliAraba

salincagin masasindaki nesneleri de zamanin sokmustuk. vakti geldi diye geri taktik.
hediyelerIkizler

laleBonus

Etiketler: , ,

Çarşamba, Şubat 21, 2007

bugun

kizimiz evine dondu. bu vakayivakvakiye ana ve yavru vatanda senliklerle kutlandi.

Etiketler:

Cumartesi, Şubat 17, 2007

boven ij'dan iyi haberler

bugun uyanir uyanmaz berbere gittim. saclarim er kisaliginda kesmeyi secti berberim. ben berbere hicbir beklenti icinde gitmem. bu yuzden hic duskirikligim olmadi. kisa kesti, ama koku bende.

aliCizik

sonra ali'mi kanguru keseme koyup, tuttum 1 numarali tramvayin yolunu. 5 dk'lik yol boyunca, optum kokladim, bakistik. tramvayin ilk 3-4 duraginda, ali'nin gozu disarda seyahat ettik. sonra uyudu. indik, 2 dk otobus duragina yuruduk, 7 dk otobus bekledik. hep uyudu kerata. sonucata hastaneye vardigimizda hala melek gibi uyuyordu koynumda. inanilmaz bir his.

hastaneye girerken, cana yakin bir ihtiyar hollandali -neseli gununde olacak-, "anneyi ziyarete mi?" diye sordu tatli tatli. ben de cok tatli bir moddaydim, koynumda melegimle. "yok," dedim "ikizi hastanede, bugun ona biz eslik edecegiz". biraz burkuldu once amcanin surati, ama sonra benim ifadem, ali'nin ifadesi, o da gulerek veda etti bize.

kizim acikip aglamaya basladigindan, planlanan saatinden 1 saat once beslenmeye baslamisti. ben aliyi kangurudan cikarip da yatirir yatirmaz, laleyi ben devraldim. 100 ml'sini bir seferde bitirmedi. (her seferde icdigi rakamin aslinda prtalama 120 olmasi lazim, ama 100 ml bizi idare eder.) artakalani 20 dk sonra lopur lopur mideye indirdi. ustelik bir sonraki beslemesine de erken uyandi, demek ki 100 yetmiyor, iyi haber. o 100 ml'yi, bu sefer nefes almadan icti. laleyi bugun uzunca bir aradan sonra tekrar tikir tikir icerken gordum. ama boyle bir gunun arkasindan herseyin degistigini de gordugumden, cok rahatlamis falan degilim. ama sonucta
-lale alti besleme temposuna donmus ve
-icmesi gereken minumum 600'un altina inmemis,
-iki gundur ustuste kaka yapmis (ki biri bana bebeginin sictigina sevindigin gunler olacak dediydi, selam ederim kendine).

lale

lale sali gunu eve gelecek gibi gozukuyor.

bu arada, logopedia denilen ve daha ingilizcesinin ne oldugunu bulamadigim bir bilimin doktoru (ya da uzmanligin uzmani) lalemizi muayne etti. hemsireler ve lalenin doktoru, kizimizin biberonun memesiyle bogustugunu gorduklerinde bir dil davranisi bozuklugu olabilecegini dusunmusler. bu doktor, konusma zorlugu ceken cocuklarla calisiyor. kendi ilimi acisindan herseyin normal oldugunu soylemis. kendisinin de cocuk sahibi olduktan ogrendigi bir bilgisi varmis. bebicukler 3 ay civarinda emme refleksini kaybeder, bilincle emmeye baslarlarmis. kimi bebicuk bu gecis sirasinda zorlanirmis.

lale 600un altina dusmedigine ve mantikli bir aciklamaya kavustuguma gore, biraz rahatladigimi kabul ediyorum.

lale'nin losec denen, reflu'nun sebep oldugu kasilmanin acilarini dindiren ilacini 3 gun once bir kontrollu deney cercevesinde kestiler. bugun biraz huysuz bir lale var boven ij'da. kucaginda keyifli ama yataginda hemen agliyordu. gece uykusu olacagi icin bu huysuzlugu yapma luksu olmayacak, ama gunduz mis gibi uyumak varken, hep ustumde iki buklum uyudu.

ali gercekten de laleye karsi anlayisli. sirasini ses cikarmadan bekliyor, cok acikmadigi zamanlarda acikinca sesini cikarmiyor.
ikizler
yanyana
bugun birlikte hosca vakit gecirdikleri bir yarim saatleri oldu. gercekten cok tatlilar.
neGuzeel

Etiketler: , ,

Pazartesi, Şubat 12, 2007

lale fotografi atagi

3.5 aylik kontrollerinden gectiler, 2.tur kokteyl asilarini oldular. (asilarin dokumunu elif anneden bekliyoruz) ali 6 kilo sinirini gecti. su anda boyu kilosu kadar artmadigi icin "sismanlama" egiliminde. boyle surmedigi surece sorun degil dediler. kizimiz son hafatada sadece 50 gr aldigi icin (bir hafta once bu rakam 190di) tedirginiz, ve ev doktoru da bizi hakli gorerek hastaneden bir randevu aldi. biz istedigimizde vermemislerdi. haftaya sali gidip gorecegiz.

ali bazen ruyasinda ciglik atiyor, guluyor sonra aglamaya ve hickirmaya basliyor. acaba bebekler ne zaman ruya gorebiliyor. lale gozle gorulur bir sekilde gelisiyor (kilo olarak degilse de).

lale hanim.
lale
ali bey.
ali
bir de ezilmis yanakli lale hanim var:
picasso

dogrulmaya baslayan lalemiz.
yuzustu

cocuklarin salincagi basli basina bir oyuncak haline geldi.
salincakli

ve babanemiz torunlariyla:
babaneli

Etiketler: , ,

Pazartesi, Şubat 05, 2007

fotolar

oglumla baslayalim.
oglum

parmakliklar ardinda.
parmakliklar

her zaman gulecek degiliz ya!
ingaa

babaneyle uyurken.
sleepin

gorus acisi.
aliToy

kirveyle.
can

the kiss.
aliKiss

lale'den dayak yerken.
yumruk

ikizler.
ikizs

lale annesiyle gezecek.
onHerWayOut

goksen ablasiyla lale.
mimarAbla

gaz krampi.
laleKirit

kasik kasik sut.
laleSpoon

Etiketler: , ,

Pazartesi, Ocak 29, 2007

kizim lale

banyodan sonra yumusak tuylu fircayla sacinin taranmasini ve sutunu sicak icmeyi seviyor. ali gibi onune geleni yalayip yutmuyor. begenmedigi seyleri (demir surubu, portakal aromali vitamin, erik puresi) diliyle disari ittirip duruyor.

Etiketler: